12 Aralık 2020 Cumartesi

OGANAKİ PİRAMİD SANAT'TA

 

FISILDAYAN KUTULAR,Oganaki’nin ilk kişisel sergisi 18 Aralık– 31 Ocak arasında Piramid Sanat’ta izleyici ile buluşuyor...


                         



Serginin küratörü Bedri Baykam, katalog yazısında Oganaki’nin eserleriyle ilk karşılaşma anını anlattığı cümlelerinde, aynı zamanda vuruculuklarının da sosyal kodlarımızı aştığını belirtiyor.


“Oganaki’nin işleri bizi mutlu ediyor. Onların içine, rahat bir eldivene yerleştiğimiz gibi girebiliyoruz! Bu çok ani olduğu kadar, yoğun bir deneyim. “Fısıldayan Kutular” geçmişimizi, özlemlerimizi, unuttuğumuz şarkıları, yaşanmışlıklarımızı canlandırıyor. Bazen akar zamanın kaybedilmiş, geride kalmış topraklarının kokusu bize erişilmezlikleriyle acı verse de, bundan bir nevi keyif de alıyoruz. İster sanat dünyasının bir gediklisi olalım, ister bu işleri tesadüfen gören bir postacı veya çiçekçi… Bu kutular herkesi etki alanına mıknatıs gibi çekiyor ve onlarla diyaloğa girmemek mümkün değil.”



Piramid Sanat, bu sergisi için önsözünü Bedri Baykam’ın, giriş sunumunu Selçuk Altun’un yazdığı bütün eserleri kapsayan, geniş içerikli bir katalog yayınlıyor.  


Fısıldayan Kutular, 31 Ocak 2021 tarihine kadar Piramid Sanat’ta izlenebilir.

İletişim: piramidsanat.com | piramidsanat@gmail.com


6 Aralık 2020 Pazar

Çocuklara Çevrimiçi Modern ve Çağdaş Sanat Programı

İstanbul Modern, 26 Eylül 2020-4 Nisan 2021 hafta sonları 4-7 ve 8-12 yaş grubu çocuklar  Çocuklara Çevrimiçi Modern ve Çağdaş Sanat Programı düzenliyor.

Bu çevrimiçi programa Türkiye’nin her yerinden katılan çocuklar, müze uzmanları ile buluşup, modern ve çağdaş sanat konularında bilgi ediniyor, tartışıyor ve sanatsal üretimler gerçekleştiriyor.

0212 334 73 41/ 0212 334 73 26



18 Temmuz 2020 Cumartesi

SANATÇILAR CUMHURİYET İÇİN İMZA ATTILAR

Sanatçılar Girişimi çok sayıda sanatçı ve yazarımızın imzasıyla, ülkemizde son zamanlarda yaşanmakta olan sıkıntılar konusunda bir bildiri yayınladı.

"Sevgili halkımıza" seslenişiyle başlayan ve her biri kendi alanında seçkin yazar, ressam, heykeltıraş, müzisyen, tiyatro ve sinema sanatçısının imzalarının yer aldığı bildiride, siyasal iktidarın çağdaşlık değerlerine karşı eylem ve girişimleri eleştirilirken, muhalefetteki güçler de daha cesur ve kararlı olmaya çağırılıyor. 

Bildiriye imza koymak istiyorsanız aşağıdaki adrese e-mail atabilirsiniz. reddediyoruz@gmail.com

Sanatçılar Girişimi bildirisi aşağıdaki gibidir: 

Sevgili halkımıza,
Sizlere, emeğini, yeteneğini, halkının ve ülkesinin hizmetine sunmuş sanatçılar olarak sesleniyoruz.
Mutluluğunuz bizim mutluluğumuz, mutsuzluğunuz bizim mutsuzluğumuzdur.
Mutlu olmadığınızı biliyoruz, görüyoruz, seziyoruz, izliyoruz.
Yaşadığımız koşullarda nasıl mutlu olunabilir ki!
Dünyayı sarsan korona virüs belası ülkemizde de can alıyor. Daha da alacağı anlaşılıyor.
Yeterince ağır bu belayla savaşırken çarşıda, pazarda, günlük yaşamda fiyatlar el yakıyor.
İşçimiz, köylümüz, esnafımız, memurumuz, emekçimiz, çoğu dar gelirli, kimisi büsbütün gelirsiz insanımız, geçim sıkıntısıyla, işsizlikle boğuşuyor.
Bu gününü kurtarmaya çabalarken yarınlarının ne olacağı bir karabasan gibi, kâbus gibi üzerine çöküyor.
Yarın kaygısı, gençlerimizi ümitsizlik içinde kıvrandırıyor.
Deprem kuşağındaki ülkemizde, bir depremin yaraları henüz sarılamadan, yakın gelecektekilerin habercisi öncü sarsıntılar, sanki doğa da bu kötülüklerle yarışıyorcasına, ülkemizin her yerinde birbirini izliyor.
İnsan eliyle yapılan doğa katliamları güzelim ülkemizi mahvediyor.
Gelmiş geçmiş en büyük deprem felaketinin beklenmekte olduğu İstanbul’umuzun üzerinde kanal İstanbul denilen ölümcül rant kılıcı sallanıyor.
Cumhuriyetimizin değerleri alt üst edilmiş.
Monarşi hayranlığı körükleniyor.
Osmanlı İmparatorluğunun birkaç yüz yılı kapsayan aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dönemleri ve kişileri baş tacı ediliyor.
Barolar ayaklar altında.
Hukuk güvenirliğini yitirmiş.
Büyük Millet Meclisi işlevinden uzaklaştırılarak etkisizleştirilmiş. Emekçinin kıdem tazminatı yağmalanmakta...

Sıradan ve kimileri cinayet, yaralama gibi yaşama hakkına yönelik cürümlerin sanıkları serbest bırakılırken, düşüncelerinden ötürü yargılanan aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler cezaevlerine kapatılmış.
Ölümle, sakatlanmayla sonuçlanan, bu nedenle de daha çok cinayete benzeyen iş kazalarında ve yanı sıra da annemiz, eşimiz, kızımız, kardeşimiz, sevgilimiz, canımız olan kadınlara karşı işlenen alçakça cinayetlerde, bütün dünya ülkeleri arasında korkarız ki en ön sıralardayız.
Bütün bu haksızlıklar karşısında suskun kalamayan; duyarlı insan olma gereğini, sorumluluğunu yerine getiren, her zaman halkının yanında yer almış olan sanatçılar, yazarlar, gösteri ve dinletilerin yasaklanmış olması ve yayın dünyasının geçmekte olduğu dar boğaz nedeniyle, maddi olarak da her zamankinden daha çok sıkıntı içinde kalmış durumdadır.
Özel tiyatrolar perdelerini tamamen kapatma tehdidiyle karşı karşıyadır.
Pek çok müzisyen, ressam, heykeltıraş, çağdaş sanatçımız günlük yaşamlarını sürdürme konusunda çözümsüz sorunlar yaşamaktadırlar.
Ülkesine sevgiyle, onurla, özveriyle uzun yıllardır hizmet etmiş ve etmekte olan saygın sanatçı dostlarımız, büyük bir saygısızlıkla, değer bilmezlikle, güvenirliği kalmamış yargının önüne yem gibi, kurban gibi atılıyor.
Bir zamanların çağdaş, saygın Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi de, iç politikaya yönelik iktidar söylemleri bu gerçeği ne kadar örtmeye çalışsa da, uygar dünya önünde bütün saygınlığını ve güvenirliğini yitirme tehlikesi altındadır.
Paramızın değerinin dünya pazarlarında sıfırlanmış oluşu bütün bu söylediklerimizin bir özeti ve simgesi gibidir...
Orta gelirli, hatta ortanın altında geliri olan herhangi bir Batı ülkesi yurttaşı, sahip olduğu paranın bizim paramızın altı-yedi kat üstünde değeri olmasının güveniyle ülkemize bir sömürgeye gelir gibi seyahat edebilirken, bizim bir orta gelirli insanımızın ve çocuklarının bile ülke dışına seyahati artık hayal bile edilemez.
Bizler, yüreği halkıyla, ülkesiyle çarpan sanatçılar da halkımızla aynı sıkıntıları paylaşmanın hem üzüntüsünü hem onurunu taşıyoruz.
En başta söylediğimiz gibi, halkın sanatçısı halk mutluysa mutlu, mutsuzsa o da mutsuzdur.
İçimizde biriken bu acı sözleri içtenlikle ve korkusuzca dile getirmemiz, halkımızın, ülkemizin mutluluğu adınadır.
Korkmuyoruz, evet.
Korkusuzluğumuz sıradan ve temelsiz bir cesaret değil, halkımızın ve ülkemizin yüksek değerlerine inancımızın sonucu olan sevgi ve bilinç birikimiyle ilgilidir.
Korkmuyoruz. Bütün yurttaşlarımızı daha cesur daha özgüvenli, daha inançlı ve kararlı olmaya çağırıyoruz.
Türkiye büyük bir ülkedir.
Dünyanın göz bebeği ülkelerindendir.
Aydınlanma değerlerinin beşiği olan Batı ülkeleri de içinde olmak üzere, bütün dünyada aydınlanmanın yeniden doğuşuna öncülük edebilecek potansiyellere sahip bir ülkedir.
Seslenişimizde sıraladığımız sıkıntılar aşıldığında, bu gerçek bütün dünyada bir kez daha görülecektir...
Bu nedenlerle ve sonuç olarak, iktidar güçlerini başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere evrensel insan haklarına, ülkenin insan ve doğa kaynaklarına saygılı olmaya önemle davet ediyor, muhalefetteki güçleri de daha kararlı, daha cesur ve daha etkin olmaya çağırıyoruz.
Türkiye sahipsiz değildir.
Çünkü bu sevgili ülke, kendisinin yetiştirmiş olduğu ve her biri kendi alanında değerini bütün dünyaya kabul ettirmiş yazarlara, şairlere, müzisyenlere, ressamlara, tiyatro ve sinema sanatçılarına, sanatın her alanından seçkin, bilinçli, bütün varlıklarıyla yurduna ve halkına bağlı sanatçılara sahiptir.

15 Nisan 2020 Çarşamba

DÜNYA SANAT GÜNÜ İLK DEFA “ULUSLARARASI UNESCO GÜNÜ” OLARAK KUTLANIYOR


Sanata olan tutkuyu ve inancı dünyaya kanıtlayan Wallace Hartley ve Grubu, artık her yıl, Dünya Sanat Günü Ödülleri’ne adını vererek, “the show must go on” (gösteri devam etmeli) sloganının en çarpıcı örneği olarak bize ışık tutuyor; yolumuzu aydınlatırken, her şartta, ne olursa olsun sanatçıların bir kırılma yaşamadan insanlığa eser sunmaya devam edeceklerinin bir kanıtı olarak tarihteki yerini alıyor. 


Wallace Hartley ve Grubu’nun ödüllere adını vermesinin ilginç ve önemli bir nedeni daha var: Titanic’in battığı, Wallace Hartley ve arkadaşlarının da öldükleri tarih… 15 Nisan!



Birbirimize mesafe olarak uzak olduğumuz günleri sabırla atlatmaya çalışırken, sanatın keyfi ve enerjisi bizi bir araya getiriyor. Sanat, tarih boyunca her zor durumda ayakta kalmaya devam etti, bugün de aynı misyonla yoluna devam edecek.  Ne kadar zor günlerden geçersek geçelim, sanat her zaman bizimle olacak.



Dünya Sanat Günü ‘Wallace Hartley’ Onur Ödülleri, 15 Nisan Çarşamba günü, saat 20.00’den itibaren Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Başkanı Bedri Baykam’ın resmi Instagram hesabı @bedribaykam’dan canlı yayınla sizlerle buluşuyor.

www.instagram.com/bedribaykam

19 Mart 2020 Perşembe

SANAT FUHUŞ MU?

SANAT, FUHUŞ MU?

Geçtiğimiz haftalarda Zanka TVde yayınlanan programıma Ayşe Tükrükçü konuk oldu. 

Ayşe Tükrükçü genelevden çıkmayı, çok ama çok ağır bedeller ödeyerek, başarmış AYDIN bir kadın. 

Neden AYDIN olarak kendisini tanımladığımı merak edenler, programı izleyebilirler. 

Buradaki konumuzun dışında olduğu için değinmiyorum. 

Başlayalım

GENEL KADINLAR VE GENELEVLERİN TABİ OLACAKLARI HÜKÜMLER VE FUHUŞ YÜZÜNDEN BULAŞAN ZÜHREVİ HASTALIKLARLA MÜCADELE TÜZÜĞÜ
Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 30.3.1961,No: 5/984 
Dayandığı Kanunun Tarihi            : 24.4.1930,No: 1593
Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi : 19.4,1961,No: 10786
Yayımlandığı Düsturun Tertibi      :4, Cildi: 1, S. 2444

Nedir bu tüzük? 
Genel kadınların tanımından, genel ev nasıl açılır’a kadar, 
fuhuş yeri olarak geçen yerlerde uyulması gerekenlerden, 
genelev sahiplerinden alınacak ücretlere kadar herşeyi düzenleyen, 
kısacası kadın satmanın yasal zemini.
Sizlerle tüzük maddelerini paylaşacağım. 
Ama öncesinde soralım:
Kadının satılması SANAT mıdır?
Kadınların satılmaya direndiklerinde işkence görmeleri SANAT mıdır?
Hayatta yok sayılmaları SANAT mıdır?
Yaşlarının büyültülüp, genelevlerde satılmaları yada otellerde mutlu sonlarda kullanılmaları SANAT mıdır?
Bu hangi SANAT akımıdır? 
Bu hangi zihniyettir?
Şimdi maddelere geçelim ve üzerinden konuşalım. 
Sağlık kısmı:
Madde 7 – Komisyonun sağlık kısmı; genel kadınlarla, fuhuşu
SANAT ve geçim vasıtası yapan 23 üncü maddedeki kadınların sağlık muayenesi… 
İcra kısmı: 
Madde 8 – Komisyonun icra kısmı; genel kadınlarla, fuhuşu SANAT ve geçim vasıtası yapan 23 üncü maddedeki kadınların…
Kadınlar fuhuşu sanat ve geçim vasıtası yapıyorlar ne demek? 
“Yeni bir sanat akımı buldum, ne olur beni satın da sanatımı izleyiciler ile paylaşayım”  diye otellerin yada genelevlerin kapısına mı gidiyorlar?

Müracaat usulü ve inceleme: 
Madde 49 – Genel ev olmayan yerlerde böyle bir ev açmak için müracaat edildiği takdirde, o yerde fuhuşla melüf kadınlar olup olmadığı incelenir. Bu gibi kadınların bulunması halinde, bu Tüzükte yazılı kayıt ve şartlara uyulmak ve açılacak genel evde SANATlarını yapacak olanlar o yerin fuhuşla melüf olan kadınlardan ibaret bulunmak ve kendilerinin böyle bir evde sanatlarını yapmaları için rızaları alınmış olmak şartiyle, müracaat sahibinin isteği bu Tüzük hükümlerine göre muamele yapılmak suretiyle yerine getirilir. 

Satılan kadınlara sanat icra ediyor, diyen bu tüzük; genelev ve otel sahiplerine GALERİ SAHİBİ, kadınları genelev ve otellere satanlara MÜZAHAYEDEci dememiş. Bir bu eksik kalmış…
Bu hangi zihniyettir, nasıl bir zihniyettir. Devam etmesine daha ne kadar göz yumacağız? 
Gelin tariflere bakalım:
Tarifler 
Genel kadınlar : 
Madde 15 – (Değişik : 31.1.1973 - 7/5786 K.) 
Başkalarının cinsi zevkini menfaat karşılığı tatmin etmeyi SANAT edinen ve bunun için değişik erkeklerle münasebette bulunan kadınlara (Genel kadın) denilir. 
Tesbit: 
Madde 20 – Mükerreren ve bir çok erkeklerle münasebette bulunması dolayısiyle bir kadının fuhşu SANAT edindiğinden şüphe edilir ve hakkında gizli ve etraflıca yapılan inceleme… 
Tescil şartları: 
Madde 21 – Komisyonca bir kadının genel kadın olarak tesciline karar verilebilmesi için, aşağıdaki şartların bulunması lazımdır: 
a) Fuhşu kendisine SANAT edinmek veya 20 nci madde gereğince hakkında komisyonca karar verilmiş olmak, b) 21 yaşını bitirmiş olmak,
Tedavi: 
Madde 32 – (Değişik : 31.1.1973 - 7/5786 K.) 
Yapılan muayene sonucunda Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 129 uncu maddesinde yazılı hastalıklardan birine tutulmuş olduğu anlaşılan genel kadınlar, Kanunun bu maddesine göre SANATLARINI yapmaktan men edilerek haklarında aşağıda yazılı işlem uygulanır: 
 “Sanatlarını yapmaktan men edilmek” Men edilsinler, bir daha hiç geri dönmemek üzere. 
Sizleri maddelere boğmamak adına içinde sanat geçen diğer maddelerin sadece numaralarını vereceğim:
Madde 33-34-35-45-51-52-61-67-76-91-96-103-115
Neden bu konuyu sizlerin dikkatine sunmak ve neden sizlerle paylaşma ihtiyacı hissediyorum:
Sanat aydınlatır, dönüştürür diyoruz ya.
Sanatçı aydındır, toplumun her zaman önünde gider, topluma önderlik eder, diyoruz ya…
Bu nedenle sanat camiasından beklentim:
#KadınBedeniSatılıkDeğildir 
#GenelevlerKapatılsın 
#MutluSonlaraSon

demesidir…

15 Mart 2020 Pazar

SALT GALATA: "ORADA HER KİMSE"

SALT Galata’nın üç katına yayılan film, video ve enstalasyonlardan oluşan sergi, İngilizce adını “antik Filistinli ve cahil/kültürsüz kimse” gibi anlamlara gelen Philistine sözcüğünden alıyor.

Alsharif’in yazdığı, aynı adlı kısa romana dayanan A Philistine [Bir Filist] (2019) enstalasyonu, zamanda geriye giden hikâyeyi okumaya imkân veriyor. Birtakım gezi notları ve erotik yazımlardan esinlenen kitap, günümüz Lübnan’ından yola çıkarak 1935 Filistin’ine; oradan da, Antik Mısır’ın MÖ 16. ve 11. yüzyıllar arasındaki Yeni Krallık dönemine uzanıyor. Eserin anlatıcısı Loza’yı, 1940’ların sonunda kullanıma kapanan Hayfa-Beyrut-Trablus hattı ve Filistin Demiryolları’yla kesişen tarihî hatlarda kurgusal bir tren seyahatine çıkarıyor.


saltonline.org/tr/1500

MİSAFİRLER: SANATÇILAR VE ZANAATKÂRLAR

İstanbul Modern’in küratöryel ekibinden Öykü Özsoy ve Ümit Mesci’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide yapıtları yer alan sanatçılar, kendi üretim süreçlerinde zanaat ve gelenek konularına odaklanıyor ya da farklı malzeme ve tekniklerle çalışmalarını yürütüyor. Uluslararası bienallere, sergilere katılmış, dünyanın önde gelen müze ve sanat kurumlarının koleksiyonlarında yapıtları yer alan sanatçılar şöyle sıralanıyor: Faig Ahmed (Bakü), Rana Begum (Londra), Benji Boyadgian (Kudüs), Rodrigo Hernández (Meksiko), Servet Koçyiğit (Amsterdam), Outi Pieski (Utsjoki ve Numminen), Randi & Katrine (Kopenhag), Wael Shawky (İskenderiye ve Philadelphia) ve Jorinde Voigt (Berlin).
Sergi, üretilen yeni yapıtların yanı sıra, sanatçıların İstanbul’daki araştırma ve üretim süreçlerini, kentte etkileşime geçtikleri, ilham aldıkları kaynakları, birlikte çalıştıkları zanaatkârlar hakkında bilgileri de ziyaretçilerle paylaşıyor.

Misafirler: Sanatçılar ve Zanaatkârlar”, geleneksel üretim tekniklerini güncel bir bakış açısıyla yorumlayan sanatçıların yapıtlarının yanı sıra İstanbul’daki Harbiye Askeri Müze ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü Koleksiyonu’ndan ödünç alınan, İstanbul’un kültürel zenginliğine ışık tutan tarihi objelere de yer veriyor.