9 Temmuz 2019 Salı

9 EYLÜL GSF VE DEVLET KONSERVATUARI'NDA NELER OLUYOR

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuarı, öğrencilerin eğitim gördükleri binaların taşınması konusunda gösterdikleri tepki ile gündemdeler. Konunun detaylarını öğrenmek, öğrencilerin neden tepki gösterdiklerini anlamak ve taleplerini öğrenebilmek için kendileri ile söyleşi gerçekleştirdik. 

Öğrenciler ki, onlar geleceğimiz, #meselebinadeğileğitim diyor.

Bu çağrılarına sizde katılın!



Burcu Uğur (BU): Son günlerde Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuarı binaların taşınması konusu ile gündemde. Öğrenciler olarak neden karşı çıkıyorsunuz?

Ejder Uçuk (EU): Çünkü bizi göndermek istedikleri bina rektörlük binası olarak tasarlanıp inşa edilmiş. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin eğitimini kaldıracak imkânlara sahip değil. Nedir bu imkânlar diye sorarsanız; Sahne Sanatları Bölümü için küçük sahne, en az 350 kişilik büyük sahne, hareket çalışmak için gerekli alanlar, yazarlık için geniş toplantı odası, Film Tasarım bölümü için kurgu stüdyoları en kalabalık bölüm olduğundan bunların konulacağı yerlerin öğrencilerin sığabileceği genişlikte olması, fotoğraf için karanlık oda, resim ve heykel bölümleri için özel atölyeler, Yapılan işler ve büyük malzemeler için depo alanı. seramik için fırınlar mesela toz açısından atölye tavan yüksekliği en az 2.50 m olmalıdır, tekstil tasarım için; Islak zeminli paravan oluşturularak güneş görmemesi sağlanmış karanlık fakat kimsayal maddeler kullanıldığı için hemen arkasında büyük pencerelere sahip atölyemiz ve aynı atölye içinde bir laboratuvar olmazsa olmazımız. Islak zeminli yerde su gideri olmalı, 2,5-3 metre uzunluğunda büyük lavabo da aynı şekilde olmazsa olmaz.  müzikoloji için özel kayıt stüdyoları, konservatuvar eğitimi için uygun akustiği ve ses yalıtımı yapılmış alanlar… Aslında tüm bu ihtiyaçların listesini biz çıkardık, üç-dört sayfa tutuyor ve bize bunların bir çoğunun karşılanamayacağı zaten dekan aracılığı ile toplantıda bildirildi. Düşünün Güzel Sanatlar eğitimi almak için geliyorsun ama bu imkanları size sağlayamayız diyorlar. Keşke daha önceden planlanıp Güzel Sanatlar eğitimine uygun bir bina yapılsaydı da işler bu raddeye gelmeseydi. Bunu biz öğrenciler düşünebiliyorsak ve sözde yöneticiler düşünemiyorsa bu durumda karşı çıkmaktan doğal bir şey görmüyoruz. Biz öğrenciler olarak hiçbir şekilde kesintiye uğramayacak bir eğitim programının sürdürülmesini istiyoruz.

Yaşanan süreci daha iyi kavramak açısından şöyle bir örnek yardımcı olabilir: 

Kendi evinizi belli başlı nedenlerden dolayı taşımak zorunda olduğunuzu düşünün. Mevcut evinizden çıkmadan önce taşınacağınız evi ararsınız, yaşam sürekliliğinizi aksatmayacak bir ev seçersiniz. O evin sizin temel ihtiyaçlarınızı karşılayıp karşılamadığına bakarsınız. Eşyalarınız sığacak mıdır, diğer barınma koşullarınızı karşılayabilecek midir gibi. Tüm bu süreç uzun sürer. Yani evi araştırmanız, bulmanız ve tutmanız. En kısa süreç ise eşyalarınızı taşımanızdır. Bir nakliye şirketiyle anlaşırsınız ve belki bir belki de iki günde taşınırsınız. Yani kısaca evi bulması ve tutması haftalar sürer, belki de aylar. O eve taşınması ise belki bir belki de iki gün. Yani önemli olan o uyum sürecini dikkatli ve iyi planlamaktır. Rektörlük bu en basit ama can alıcı noktayı atladı veya görmezden geldi. Uzun sürmesi ve ciddiyetle planlanması gereken süreç bir çırpıda bizlere danışılmadan bitirildi, kısa sürmesi gereken süreç de bu yüzden tam olarak ne zaman biteceği belli olmayan bir zamana yayıldı. 

Eğitim Görülen Binadan

BU: Rektörlüğünüz basın açıklamasında depreme karşı böyle bir uygulama yapıldığından bahsediyor. Siz depreme karşı dayanıksız olduğu raporunu gördünüz mü?


EU: Evet, bu konuda biz de gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Daha da önemlisi burada söz konusu olan bizim hayatlarımız. Emin olsunlar biz kendi canımızın güvenliğini onlardan daha çok düşünüyoruz fakat söz konusu raporların Şubat ayında çıktığını açıkladılar ve eğitim bu zamana kadar bu binada devam etti. Madem tehlikeliydi neden o zaman boşaltılmadı. 
Deprem ne zaman geleceğini haber vermiyor bizim bildiğimiz kadarıyla. Biz burada can güvenliğini tehlikeye attıklarını ve bunun bir sorumsuzluk örneği olduğunu düşünüyoruz. Bu zamana kadar söz konusu raporlara göre depreme dayanıksız bir yapıda bizi tutan da onlar. Raporun tam hâlini görmedik. 

DEÜ’nün kendi İnşaat fakültesinde hazırlanmış bir rapor var. Dolayısıyla biz bu raporlara da inanmadık. Üstelik yayınladıkları dört sayfalık rapor sadece sonuç kısmını içeriyor. Matematiksel verilerin olduğu bölüm kamuoyundan saklanmaya devam ediyor. Biz bağımsız bir kurumun bu deprem etüdleri yapmasını talep ediyoruz zaten.


Yapılan Rektörlük Binasından

BU: Bu konuda hangi girişimlerde bulundunuz, nasıl bir karşılık aldınız?

EU: Öğrenci olarak ne yapabilirsek onu yapmaya çalıştık. Anayasal haklarımız doğrultusunda hareket ettik. Kendi aramızda toplantılar aldık ve bir komisyon oluşturduk. Zaman zaman hocalarımızın fikirlerini aldık. Taleplerimizi bildiren bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Kamuoyu desteğini arkamıza aldık. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’e bir yazılı dilekçe sunduk. İşin ironik tarafı rektörlük belediyenin sunduğu iş birliğini kabul etmesine rağmen bizi tahliye etmekte kararlı olması. Burada bir art niyet görüyoruz. Hem bizim sayemizde bir destek ellerine geçti, hem de bunu bizim aleyhimize kullanma talihsizliğini gösterdiler. Üstelik 7 Temmuz’da bir açıklama yayınlayarak haksız olduklarını kabul eder argümanlarla üste çıkmaya çalışıp, bunu akademik olmayan ve özellikle vurgulamakta yarar var DEÜ’nün kimliğine yakışmayan, itibarına zarar veren bir üslupla yaptılar. Bu konuda gerçekten çok üzüldük. Biz yumuşak, uzlaşmacı bir dil ile yaklaştıkça, yöneticiler bize karşı şiddet içeren bir dil kullanmakta sakınca görmediler.

BU: Şu anda eğitim gördüğünüz binalarınızın yapısı ve taşınılmak istenilen Tınaz Tepe kampüsünün bina yapıları arasında fark var mı? 

EU: Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ait eğitim binalarının en gençlerinden birisi Güzel Sanatlar Fakültesi’dir. Hocalarımız özellikle açıklamalarında bunu dile getirmişlerdi; “70 yıllık rektörlük binasından, 60 yıllık Eğitim Fakültesi Binalarından, 50 yıllık İktisat Fakültesi binalarından ve bizimle aynı yerleşkede bulunan 35 yıllık Tıp Fakültesi Hastanesi binasından numune alınmamışken, 25 yıllık Güzel Sanatlar Fakültesi Binasından alınan numuneler ve rapor üzerinden bir tahliye süreci yürütülmesini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” Mevcut Güzel Sanatlar Fakültesi binamız ile bize geçici olarak taşınacağımız söylenen -ki geçiciliğine hiçbirimiz inanmıyoruz- binayı karşılaştıran fotoğrafları paylaştık. İsteyen bu fotoğraflara bakabilir, isteyen de iki binayı ziyaret ederek aradaki komik farkı görebilir.

Eğitim Görülen Binadan


Yapılan Rektörlük Binasından
BU: #meselebinadegilegitim diyorsunuz? Ne demek istiyorsunuz?

EU: Biz bu söylemi ortaya atarken ortak derdimize yoğunlaştık. Bu fakültede 11 Anasanat Dalı mevcut, diğer bölümlerle empati geliştirerek ihtiyaçlarımıza odaklandık. Hiç kimse yetenek sınavlarına hazırlanırken binasına göre karar vermez. Zaten özel yetenek sınavı ile alan sayılı Güzel Sanat kurumu var. 
Dokuz Eylül’ü tercih etmemizin sebebi köklü bir tarihi, güzel bir gelenek ruhu, iyi bir eğitim anlayışının olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; tiyatroya, sinema, dizi sektörüne en çok oyuncu/yönetmen yetiştirmiş eğitim kurumlarından birisidir. Devlet televizyonu olan ama yanlı bir tutum sergileyen TRT’nin en favori iki dizisinin baş rol oyuncu bile DEÜ GSF oyunculuk mezunudur. Senaryo ekipleri, özel tiyatrolar vs. örnekler çoğaltılabilir. Bu binadaki imkânlar olmasaydı bu denli iyi bir eğitim almak mümkün olmayacaktı. Biz de diyoruz ki; güzel sanatlar eğitimine uygun bir bina istiyoruz. 

Bizim derdimiz bina beğenmemek değil sadece işlevine uygun bina istememiz. Ameliyathanesi olmayan bir hastanede nasıl ameliyat olmazsa, havuzu olmayan yerde nasıl yüzme eğitimi verilemezse, güzel sanatlar eğitimine uygun atölyelerin, gereçlerin mevcut olmayacağı bir yerde sanat da yapılamaz. Gayet basit. Haftalardır bunu anlatmakta dilimizde tüy bitti. Üzücü yanı üniversite yönetimi bile bizim Tınaztepe’yi beğenmediğimiz algısını yaratmaya çalışması. Bu algıya kapılmış diğer fakültelerdeki arkadaşlara, derdimizi yılmadan, güzel bir dille açıkladık. Üstelik mevcut binamızı görmeleri için davet de ettik. Bunun üzerine bu algı üzerinden bir nefret ortamı yaratmak isteyenleri, bu algıya inananların mantıklı düşünmediklerini söylüyoruz.


BU: Bütün bölümler aynı fikirde misiniz?

EU: Tüm Güzel Sanatlar Fakültesi ve Konservatuvar birimleri olarak aynı fikirdeyiz.


18 Haziran 2019 Salı

PİRAMİD SANAT 19 MAYIS'I UNUTTURMUYOR...




          Sergiye katılan sanatçılar:
          Ertuğrul Akyüz
          Bedri Baykam
          Bahri Genç
          Deniz Gökduman
          Genco Gülan
          Murat Havan
          Ekrem Kahraman
          Fazilet Kendirci
          Hülya Küpçüoğlu
          Seydi Murat Koç
          Temür Köran
          Denizhan Özer
          Yusuf Taktak


          Sanatçıların gözünden 19 Mayıs'ı, yaşamak ve sanat      
          gözünden okumak için  30 Ağustos’a kadar mutlaka  
          Piramid Sanat’ı ziyaret edin.

Detaylı bilgi için:
Buse Ulufi
0212 2973121 
0537 8166449

14 Haziran 2019 Cuma

GEREKSİZLER KUTUSU DEVAM EDİYOR...



Dikkat: Sergi; kitsch, dada, tesadüfler, eşya mülkiyeti ve nesnelerle psikolojik bağ üzerine düşünmeyi tetikler. 

"Sergide görecekleriniz, yabancı diyarlarda bulunmadı; evlerimizden çıktı!" diyor Tab Galeri, Gereksizler Kutusu sergisi ile ilgili...

İşte Nursel Akhan ve Tolgay Keskin, evlerinden atamadıkları gereksiz nesneleri kutulara koyarak belirli zamanlarda takas ediyorlar ve bir envanterini çıkardı.
Sonuçlar ilginçti: nesnelerin çoğu kitsch, bazıları kaybolmuş bir bütünün parçası, bazıları da kullanımdan kalkmış eşyalar idi. Bazen, birinin gereksiz nesneleri ötekinin hayatında uyumlu bir yer edindi. Bazılarınınsa varlık nedeni bile belli değildi. Ancak tüm nesnelerin ortak değer teşkil edeceği yer belliydi: bir sergi!

Serginin ana bölümü, sürekli sergilenecek nesnelerden oluşuyor. 
Bir bölüm, sanatçıların açılıştaki kutu takasında eklenenleri sergiliyor. 
Bir bölüm ise ziyaretçilere ait.
İzleyiciler evlerindeki nesneleri kutuya yerleştirip, sergileme fırsatı buluyorlar.  

Sergi-izleyici arasındaki etkileşimin artmasına, izleyicinin kendisini serginin içinde yer almasına imkan sağlıyor. 

Sergiyi 30 Haziran'a kadar izleyebilir, sergide yerinizi alabilirsiniz.
Sergi Cumartesi-Pazar 12:00-18:00 saatleri arasında açıktır. 


11 Haziran 2019 Salı

"EVİN HATIRLARDIKLARI"NI HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?




Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda, Zeynep Sayın’ın Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde verdiği derslerden yola çıkarak yirmi bir sanatçı ile oluşturduğu “Evin Hatırladıkları: Bir İmge Dersi” isimli sergiyi izleyicilerle buluşturuyor.  

Sergi 11 Haziran – 24 Ağustos 2019 tarihleri arasında izlenebilinir.


Serginin yürütücülüğünü üstlenen Zeynep Sayın, serginin oluşumunu şöyle açıklıyor; “Ben küratör değil hocayım, bu sergi sınıfın enerjisiyle oluştu. Herkes işini herkesin önünde sundu, kimse düşüncesini esirgemedi, kimse eleştirmekten geri durmadı. Resim, heykel, sinema, fotoğraf, geleneksel, tekstil, dramaturji, oyunculuk gibi farklı disiplinlerden ve üniversitelerden gelen öğrencilerle Nur Ataibiş, Nazan Azeri gibigönüllü katılımcıların buluştuğu, hızlı ivmeli derslerdi. Bozlu Art Project’te sergilenen işler, sonuçlanmış projeler, ama arka planlarında ortak bir çalışkanlık var.  Nasıl yürümek/ rüya görmek/ uçmak/ ölmek bir yerden diğerine göçmekse, mekânsal olduğu denli zamansal bir göç imgesi olarak düşündük evi.Evlerin büyükleri, ataları, ölmüşleri, hayaletleriydi önceden oralarda yaşamış olanlar, onlar evlerinden göçmüş, yerlerini imgeleri almıştı. Birer bellek deposuydu her bir imge, ölenlerin ve evlerin hatıra arşiviydi, ne var ki günün siyasal konjonktüründe geçmişin/ataların/büyüklerin izleri silinmekte, tarih yassılaşmakta, bellek unutmakta, yol yolsuzlaşmaktaydı.”



Malzemelerin çoğu devlet akademilerine özgü öğrenci malzemesi: kalem, kâğıt, tel, sabun. 

Girişte Tuba Güney kendi ağrılarını hafifletmek için yuttuğu ilaçların üzerine beton dökerek yaptığı iş; Hafıza-ı beşer, nisyan ile maluldür sergileniyor. 

Yılmaz Bulut, yürürken insana refakat eden hayvan sözcüğünün hayy’dan ve hayattan geldiğini ve insanın unutkanlığını hatırlatan, telden büktüğü devasa toynağını sergiliyor eskiden doğumhane olan mekânda. 

Durmanın nasıl bir yolsuzlaşma olduğunu çiziyor mizahla Zaliha Erdoğan Peçe. 

Cihat Burak’ınresimleriyiz’in izinde bir duvar halısı dokumuş Kadir Kayserilioğlu. 

Fatih Temiz ise yürüyememenin, sıkışmışlığın, varoşlaşmanın, sakatlanmanın, imgesizleşmenin resmini yapmış. 

Yapıtlarıyla Büşra Tunç tezyini mezar evlerini, Meryem Günana tanrıların evlerini ziyaret ediyor.

Sergide eserleri yer alan diğer sanatçılar ise Bilge Artuç, Rıdvan Aşar,Nur Ataibiş, Esra Aydın, Nazan Azeri, Hina Barlas, Uğur Bişirici, Emin Çelik, Umur Demirkıran,Esra Kızılkaya Eroğlu, Neslihan Öpöz Gökoğlan, Meryem Günana,  Özlem Köse, İpek Şenel Özayten, Esra Öğülmüş Özkum isimli sanatçıların yapıtları izleyicilerini bekliyor. 






1 Haziran 2019 Cumartesi

AKBANK SANAT MÜDÜRÜ DERYA BİGALI BUART'TA

Akbank Sanat, uzun yıllardır sanatın birçok alanında sanat dünyasına önemli katkılar sunuyor ve farklı, alternatif sanat dallarına alan açıyor.

Bu özelliklerinin dışında, Akbank Sanat'ın dikkat çeken diğer özelliği, çocuklar için hazırlanan atölyeler... 

Çocuk gelişimi ve algısının biçimlenmesinde sanatın öneminin vurgulandığı, yaratıcı düşünce teknikleri ile çocukların yetiştirildiği  çağımızda Akbank Sanat bu alanda önemli bir boşluğu dolduruyor.

Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı ile Akbank Sanat ve çocuk atölyeleri üzerine sohbet ettik. 

Aileler ve çocuklar için ufuk açıcı olması dileğimizle...




BURCU UĞUR (BU): Akbank Sanat uzun yıllardır çağdaş sanata alan yaratmasının yanı sıra, sanatın erişilebirliğine de önemli katkı sunuyor. Bu yolculuk nasıl başladı?

DERYA BİGALI (DB): Akbank, yıllardır kararlılıkla sürdürdüğü kültür-sanat projeleriyle sanatı geniş kitlelere ulaştırıyor, yaratıcılığı ve eleştirel bakışı yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Gönüllülüğü teşvik ediyor, paylaşılan deneyim ve verilen emekle toplumda daha kalıcı katkılarda bulunmayı hedefliyor. Yenilikçiliğin öncüsü olarak gördüğü cesur girişimcileri destekliyor. Eğitimi çok önemsiyor, özellikle finans ve çağdaş sanat alanlarında konunun uzmanlarıyla kapsamlı eğitim programları tasarlıyor.

Akbank Sanat, 26 yıldır "değişimin hiç bitmediği yer" söylemiyle ülkemizin çağdaş sanat dinamiğini hareketlendiren önemli etkinliklere imza atıyor. Kurulduğumuz 1993 yılından bu yana kâr amacı gütmeden tamamen sosyal sorumluluk bilinciyle Türkiye'de çağdaş sanatın gelişimini desteklemek amacıyla müzik, sahne sanatları ve görsel sanatlar alanlarını kapsayan zengin bir kültür sanat programı ile sanatseverlerle buluşuyoruz. 

Akbank Sanat olarak Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimine destek olmayı, dünyadaki sanat hareketlerinin örneklerini topluma sunmayı ve bu konuda öncü olmayı amaçlıyoruz. Özgün sanatın ve bu alanda fikir üretiminin yaratılmasına destek olmak bizim için çok önemli. Bu sebeple uluslararası projelere yer vererek özellikle genç sanatçılara destekliyor, kendilerini ifade edecek bir platform oluşturuyoruz. Sanatın hemen her alanında varız. 

Akbank Sanat, farklı disiplinlerdeki sanat etkinlikleriyle her yıl sergilerden modern dans gösterilerine, klasik müzik resitallerinden caz konserlerine, panellerden söyleşilere, konferans ve seminerlerden çocuk atölyelerine, sinemadan tiyatro gösterilerine kadar 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştiriyor ve geniş çaplı bir izleyici kitlesine hitap ediyor.


BU: Süreç içerisinde özellikle izleyiciden nasıl geri dönüşler aldınız?

DB: Süreç içerisinde her zaman olumlu geri dönüşler ve yönlendirmeler aldık. İzleyicilerden, katılımcılardan gelen geri dönüşleri özenle dinlemeye ve programımızı bu doğrultuda geliştirerek sürdürmeye devam ediyoruz. 



BU: Akbank Sanat, düzenli olarak çocuk atölyeleri düzenliyor. Atölyelerin içeriklerine geçmeden önce, sanatın çocuklar üzerindeki etkisini konuşmak isterim. Sanat çocukları, çocuk gelişimini ve algısını nasıl etkiliyor? 

DB: Akbank Sanat olarak çocuklar bizim için oldukça önemli. Çocukların hayatın ve sanatın farklı renklerini erken yaşlarda keşfetmeleri, yaratıcılıklarını geliştirmeleri, sanat ile iç içe kaynaşmaları ve hayata çok daha hazır bireyler olmaları için yıl boyu onlar için Çağdaş Sanat Atölyesi bünyesinde uzman eğitmenlerin katılımıyla birçok atölye düzenliyoruz.  Bu atölyeleri düzenlerken amacımız çocuklara sanatsal bakış açısı ve estetik değerler kazandırmak ve yaratıcı düşünebilen geleceğin bireylerini yetiştirmeye destek olmaktır. Çeşitliliğine ve niteliğine büyük önem verdiğimiz bu etkinlikler, her yıl daha da artarak ve daha da çağdaş bir yapıya bürünerek gelişimini sürdürüyor.



BU: Çocuk Atölyeleri düzenleme fikri nasıl ortaya çıktı?

DB: Bu fikir bir önceki soruda belirttiğim gibi çocukların sanatın farklı renklerini erken yaşlarda keşfetmeleri ve sanatla iç içe büyümeleri düşüncesinden ortaya çıktı. Bildiğiniz gibi yurt dışında daha çok küçük yaşlarda çocuklar sanat merkezleri ve müzelerle tanıştırılıyor, birçok etkinlik düzenleniyor.
Özellikle erken yaşlarda soyutlama yeteneğini sanat aracılığıyle geliştiren çocuklar diğer alanlarda da başarılı oluyorlar. Biz de farklı atölye programları ile çocukların gelişimine katkıda bulunmak istedik.


BU: Çocuk Atölyelerinde birbirinden farklı bir çok program var. Programlarla hedeflenen nedir? Programları nasıl  ve hangi kriterlere göre belirliyorsunuz?

DB: Akbank Sanat'ta 13 yıldır 6 ila 14 yaş aralığındaki çocukların sanat ile yaratıcı bir ilişki kurmalarını amaçlayan çeşitli çocuk sanat atölyeleri düzenliyoruz, 2005 yılında başlattığımız atölyeler yıllar içinde sayıları artarak devam ediyor. Cumartesi günleri binamızda yer alan baskı atölyesinde farklı materyaller kullanarak resim, heykel, mozaik gibi aktivitelerle çocukların yaratıcılıklarını, hayal güçlerini sanat ile buluşturmaları, farklı sanatçıları tanımaları, farklı teknikleri eğlenerek öğrenmeleri amaçlanıyor. Bunu yaparken çocukların hayal güçlerine müdahale etmeden, özgür bir ortam yaratmaya, özellikle geri dönüşüm materyalleri kullanarak ve atık üretmeden sanat-çocuk ilişkisini bilinçli bir şekilde geliştirmeye gayret ediyoruz.


Oyuncak Heykel, Mobil Heykel, Mozaik Heykel gibi heykel sanatının farklı teknikleriyle tanışan çocuklar, Mini Mozaik ve Mozaik Heykel atölyelerinde mozaik sanatını tanıyor ve çeşitli malzemelerle mozaik uygulama şansı yakalıyorlar. Bir Tabak Mondrian, Kandinsky Renk Dilimleri gibi eğlenceli atölyelerde çocuklar hem dünyaca ünlü sanatçıları ve onların yapıtlarını tanıyor hem de onlardan ilham alan eserler üretiyor. Kendi Çantamı Tasarlıyorum ve Renkli Çantalar etkinlikleri gibi daha küçük yaşlara da hitap eden atölyelerde çocuklar verilen materyal üzerine yaptıkları rengarenk çizimlerle birbirinden farklı tasarımlar yaparak hayal güçlerini ortaya koyuyorlar ve kendilerinin kullanabilecekleri eserler elde ediyorlar. Bunun yanı sıra Linol Baskı atölyesi, Eller Kollar Artık Hepsi Heykeller, İleri Dönüşüm Heykel Atölyesi, Miniklere Baskı Resim Atölyesi, Canlı Masal Atölyesi, Atıktan Oyuncak Tasarlama Atölyesi gibi eğlenceli ve eğitici etkinliklerle çocukların sanatsal gelişimlerine katkıda bulunuyoruz. 

Her ay 300’ün üzerindeki çocuğa sanatla tanışma ve yeteneklerini keşfetme olanağı sağlıyoruz. Atölyelerin çoğunda tek başlarına kendi tasarımlarını uygulayan çocuklar, yalnızca Ailece Mozaik etkinliğinde bir veliyle birlikte sanat yaparken bir yandan velilere de faydalı  bilgiler veriliyor.

Ayrıca, 10 yıldır Akbank Sanat çatısı altında düzenlediğimiz sergiler kapsamında gerçekleştirdiğimiz “Güncel Sanat Eğitimi Programı” ile bugüne kadar 30.000 çocuk ve genç, hem sergileri gezme, hem de sergi turu ardından gerçekleştirilen atölye çalışmasıyla edindikleri izlenimleri farklı ve eğlenceli bir sanat çalışmasına dönüştürme fırsatına sahip oldular. 
Yıl boyunca Perşembe ve Cuma günleri gerçekleştirdiğimiz “Güncel Sanat Eğitimi Programı”nda ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini ücretsiz olarak ağırlıyoruz. Program Akbank Sanat’ta o sırada yer alan sergiye özel olarak hazırlanıyor. Devlet okulları, özel okullar ve sivil toplum kuruluşları bizimle iletişime geçerek bu programdan faydalanabiliyor. 

Her Cumartesi 6. Katımızda yer alan dans atölyemizde çocukların bedensel ve kinetik gelişimine katkı sağlamak amacıyla modern dans dersleri de gerçekleştiriyoruz. Doğaçlama prensiplerine dayalı bu dersler zihin ve beden koordinasyonunu geliştirmeyi, yaratıcı düşünebilmeyi ve çocukların fiziksel kabiliyetlerini artırmayı amaçlıyor. 


BU: Atölyelere katılım düzeyi nedir?

DB: Akbank Sanat olarak çocuklar için geniş bir etkinlik yelpazemiz var, çok büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Gerek çocukların gerekse ailelerin etkinliklerimize olan ilgisinin her yıl katlanarak artması bizleri çok sevindiriyor. 

BU: Çocukların duygu ve zihinsel dünyalarında, atölyeye geldiklerinde ve atölye bitiminde farklılıklar gözlemliyor musunuz? 

DB: Mutlaka olumlu etkilerini gözlemliyoruz. Çocuklar eğlenceli bir ortamda sağlıklı malzemelerle, özgürce ve yaratıcı düşünerek farklı sanatsal, kültürel ve sosyal tecrübeler yaşıyorlar.  Emek verilen her şeyin değerli olduğunu ve ortaya çıkan her eserin herkes tarafından ayrı ayrı farklı biçimlerde yorumlanabileceğini öğreniyorlar. Bununla beraber çeşitli materyallerle yapılan aktiviteler çocuğun dünyasını da zenginleştiriyor,  etraflarındaki materyalleri günlük yaşamda kullanabilme yetilerini geliştiriyorlar.

BU: Çocuklardan nasıl geri bildirimler geliyor, paylaşmanız mümkün mü?

DB: Çocuklardan oldukça olumlu geri bildirimler geliyor. Her Cumartesi farklı farklı atölyelere yer vermeye özen gösteriyoruz.  Çağdaş sanat atölyemizde gerçekleşen bu atölyelere düzenli olarak katılan bir çocuk kitlemiz de mevcut.

BU: Çocukların sanat ile ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda ailelere ne önerirsiniz? Bu alanda bilgi eksikliği olan aileler nerelerden bilgi alabilirler? 

DB: Konuyu sanat açısından ele aldığımızda günümüzde anne ve babalar oldukça bilinçliler. Çocukların erken yaşlarda sanatın hemen her kolu ile tanışmasını sağlamak adına çok olumlu yönlendirmeler yapıyorlar. Çocukların nitelikli eğitimlere yönlendirilmesi ve sevdikleri sanat dalında kendilerini geliştirme fırsatı verilmesi, hem ülkemizin, hem de Türk çağdaş sanatının gelişimi için umut verici.  Çocuk etkinliklerimiz konusunda bilgi almak isteyen aileler web sitemiz www.akbanksanat.com üzerinden detaylı bilgilere ve etkinlik programımıza ulaşabilirler. 

21 Mayıs 2019 Salı

NURİ BİLGE CEYLAN FOTOGRAF SERGİSİ DEVAM EDİYOR


Yönetmen, senarist ve fotoğraf sanatçısı Nuri Bilge Ceylan'ın eserleri Baksı Müzesi’nde sergilenmeye devam ediyor. 
Sergi, 25 Ağustos 2019 tarihine kadar izleyici ile buluşmaya devam edecek. 

Dirimart’ın katkılarıyla gerçekleşen ve Ceylan’ın 2003-2013 yılları arasında ürettiği fotoğrafları bir araya getirildi.  Adeta görsel şölen olan sergi iki bölümden oluşuyor: “Babamın Dünyası” ve “Sinemaskop Türkiye” 

Sergi sanatçının sinema ile fotoğraf dünyası arasındaki geçişkenliliğin ve çok katmanlılığın bir kutlaması düşüncesi üzerine inşa ediliyor. Sanatçı yakın ilgi duyduğu kırsal dünyayı, kırsal bir alanda varolma kararlılığı taşıyan Baksı Müzesi’ne götürüyor. 

Baksı Müzesi: http://baksi.org/tr

“ABORDA II” CKM SANAT GALERİSİ’NDE


Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu 17 sanatçının bir araya gelerek düzenledikleri “Aborda II” heykel sergisi Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde başladı.



İki teknenin birbirine yanaşması veya teknenin kıyıya yanaşması anlamına gelen “Aborda” II sergisinde yer alan 17 sanatçının isimleri şöyle: Arif Çekderi, Ayşegül Altunok, Aylin Zeynep Ertem, Bahadır Çolak, Gözde Can Köroğlu, Habibullah Okur, Hasan Çimenci, Hakan Çınar, İmdat Avcı, Metin Kar, Nihal Konar Naş, Onur Kaçmaz, Önder Bekel, Pınar Yılmaz, Tarık Ceddi, Timuçin Erk, Volkan Keçebaş.

Sergi Adı:Aborda II
Yer          :CKM Sanat Galerisi
Son gün :14 Haziran 2019
Adres     : CKM Sanat Galerisi, Haldun Taner Sk. No: 11, Caddebostan- İstanbul
Tel          :0216 386 26 81