8 Eylül 2018 Cumartesi

BERK YÜKSEL İLE DİJİTAL SANAT


Sanat ile ilgili çalışmalarınıza geçmeden önce sizi tanıyalım istiyorum. Kendinizden bahseder misiniz?

1988 İstanbul doğumluyum. Çocukken video oyunlarına çok ilgiliydim ve 8 yaşında ilk bilgisayarıma sahip olmam ile, kendim de oyun yapabileceğim fikri beni cezbetti. Bu dönemlerde yazılımın ne olduğu konusunda hiç bir fikrim olmamasından dolayı, 13 yaşındayken 3 boyutlu modelleme ve animasyon öğrenmeye başladım. Lise yıllarında ise oyun yapabilmek için görsel üretmenin yetersiz olduğunu, oyunları programlayabilmek de gerektiğini farkettim ve programlama öğrenmek için kursa gitmeye başladım, derken kendimi üniversitede Bilgisayar Mühendisliği okurken buldum. Şimdi de iyi bir oyun yapabilmek için gereken şeyin ne görsel oluşturma ne de yazılım geliştirme olmadığını farketmemle Oyun Tasarımı konusunda yüksek lisans yapıyorum.





Yazılımın günümüzde geldiği nokta nedir?

Yazılım, elektrik akımına yön verme sanatı, presipte hiç değişmedi diyebilirim. Günümüzde yapay zekayı ve  makine öğrenmesini konuşuyoruz fakat bu durum yazılımın değil, işlemciler, veri depolama vb kaynakların gelişmesi ile genişleyen ufkumuzun ve problemleri çözmek için yeni yaklaşımlar üretmeye başlamamızın bir ürünü. Ayrıca yazılım günümüzde insan yaşamının çok önemli bir parçası haline geldi; şu an elektriksiz kalmakla yazılımsız kalmak arasında bir fark göremiyorum.  Hayatın bu kadar içinde olması da daha büyük pazar, daha fazla yatırım, daha çok yazılım mühendisi ve bu alanda daha çok gelişmeyi getiriyor.

Divine Geometry
Yazılım ve sanatı birleştirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Bence günümüzdeki en bütün sanat formu dijital oyunlar. Yazılım ve sanatı bileştirme fikri de oyunlar ile ortaya çıktı. Yazılım, insanın manuel olarak yapmasının çok zor olduğu şeyleri otomatik hale getirip, temelde sanatçının fikrini koruyarak, verilerden anlam çıkarmaya ve bunu farklı biçimlerde sunmaya ve daha da önemlisi sanata etkileşim katmaya olanak sağlıyor. Interaktif sanat, sanat severleri pasif izleyici modundan çıkartıp, onların yaptıkları etkiyi de eserin bir parçası haline getirmek için harika bir biçim.

Günümüzün en bütün sanat formunun dijital oyunlar olduğunu söylediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Dijital oyunlar sadece görsel ve işitsel değil, interaktif hikaye anlatımı ve tasarımı da içine alarak bir çok sanat formunun tekil olarak sunduğu nitelikleri tek vücutta harmanlıyor. Bu tabii ki her oyun için geçerli değil, oyunlar çok geniş bir yelpazeye yayılıyor ve bazıları bu niteliklerin tamamını taşımıyor.

BangPrix 2017de Divine Geometry’i izledik. Çok etkileyici bir eserdi.
Hikayesini paylaşır mısınız?

Teşekkür ederim. Divine Geometry, başta rastgele verilerle bilgisayara soyut görseller çizdirmemle başladı. Ardından Biyoinformatik dersinden elimde kalan bir insan DNA’sı dizimini kullanırsam nasıl bir görsel ortaya çıkacağını merak ettim. DNA dizimini görsel oluşturacak bir forma çevirebilmek için öncelikle dizimi kodlanmış olduğu A, C, G, T (Adenin, Sitozin, Guanin, Timin) harflerini, bilgisayar dili de dediğimiz binary yani ikili forma (0, 1) tercüme ettim.

Divine Geometry
Bu harfler neyi ifade ediyordu?

A, C, G, T harfleri DNA’da bulunan, Adenin, Sitin, Guanin ve Timin nükleobazlarının baş harflerini temsil ediyor.

0 ve 1 matematikte ikili formatta var olan sayıları ve dijital devrelerde akım var ve yok kavramlarını temsil ediyor. İnsanlar ondalık sayılarla veya harflerle düşünürken, bilgisayarlar veriyi temelde ikili olarak depolayıp, hesaplayıp kullanıcıya kompleks sayılar, harfler, resimler vb yani anlayacağı şekilde biçimlendirilmiş olarak sunuyor.

Çalışmalarınız nasıl devam etti?

Elinizde bu formda temsil edilen herhangi bir veri varsa bunu, bilgisayar tarafından temsil edilebilen her forma çevirebilirsiniz. Divine Geometry de bu ikili koddan, 3 boyutlu uzayda konum (x, y, z), renk (r, g, b, a) ve dizilimdeki nükleobazların birbirine bağlantısı bilgilerini çıkararak soyut bir görsel oluşturuyor.

Ne kadar zamanda tamamladınız?

Kesin bir başlangıç ve bitiş tarihi yok. BangPrix öncesi arkaplanda kendimi eğlendirmek için yaptığım şeylerden biriydi, sergi için 2 ay boyunca sunuma hazır hale getirmem gerekti.

Sergide nasıl geri bildirimler aldınız?

İnsanlar görselin ortaya çıkış şekliyle, nasıl oluştuğuyla çok ilgiliydi, bunun üzerine eserin başında durup merak edenlere süreci anlatmaya başladım. Bu tarz bir ilgi keyifliydi.

Divine Geometry
Yazılım ve bilgisayar dili, bu alanlarda eğitimi almamış kişiler  için anlaşılması zor bir dil. Eserlerinizi açıklarken zorlanıyor musunuz?

Hayır, teknik terim kullanmaktan kaçınmıyorum ama bunu konuyla alakası olmayan kişilerin kafasında çok kompleks bir işmiş algısı yaratmadan anlatmaya çalışıyorum. İnsanlar da genel tablodan, teknik kısımların ne anlama geldiğini kendileri tamamlayabiliyor.

Bazen insanlar teknik konulardaki bilgiyi olduğundan daha karmaşık bir halde anlatıyor, bence bu ya yetersiz bilgiye sahip olmalarından, yani o bilgiyi basite indirgeyemediklerinden ya da bilgisini daha seçkin olarak lanse etme istediğinden yani hava atmaktan kaynaklanıyor.

Devam eden eserleriniz var mı?

Zamanımın  büyük bir kısmını mobil oyunlara ve tez projeme yani ilkokul çocuklarının temel aritmetik becerilerini geliştirecek bir oyun tasarlayıp geliştirmeye ayırıyorum. Oyunlaştırılmış eğitim çok önemsediğim ve kendimi geliştirip katkıda bulunmak istediğim bir konu. Ayrıca tasarım aşamasını tamamladığım, Hall of Mirrors isimli, 4 ayrı interaktif sanat eserinin birleşiminden oluşan bir projem var. Şu an detay veremiyorum ama eserlerin konuları, insanın çevreye yaptığı yıkım, ırkçılık/ayrımcılık, robotlar, ruh şeklinde.

 #toganberkyuksel #bangprix #digitalart #robots #robotic #yazılım #ai #art #contemporaryart #computer #divinegeometry #game #design 




0 yorum:

Yorum Gönder