15 Eylül 2018 Cumartesi

MUSTAFA SOLAK İLE MİLLİ EĞİTİM ve KÜLTÜR


Okullar açılıyor... Peki, toplumsal hayatımızı 
ve geleceğimizi modelleyen eğitim sistemimiz içinde çocukların algıları hangi bakış açıları ile  şekilleniyor? 


Konu üzerine tarihçi, yazar Mustafa Solak ile konuştuk. 





Burcu Uğur (BU):Eğitimin kültür dünyasındaki yeri nedir?
Mustafa Solak (MS): Eğitim bir milletin kültürünü aktararak bireyi istendik yönde yetiştirme faaliyeti olduğu için bu faaliyete kültür de dahildir. Bu nedenle eğitim kültür aşılama yani kültürleme işidir. Milletimizin kültürü tarih sosyal bilgiler,  sosyoloji başta olmak üzere aslında her derste verilir.  Kültürü içermeyen bir eğitim düşünülemez. Düşünmek isteyen insan değil robot yetiştirir.

BU: Eğitim politikaları ülkelerin kültür hayatını hangi noktalarda etkiler?
MS: Görüyoruz, yaşıyoruz. Kadına, doğaya, hayvana, sanata, edebiyata, zarafete yönelik olmayan eğitimin geldiği nokta ortada. Minibüste tek kaldığı için tecavüze, katliama uğrayan Özgecanlar, şort giydiği için şiddete uğrayan kadınları biliyoruz. “Tükürürüm sanatınızın içine “diyen yönetenleri izliyoruz.  Anneannnesi yaşındaki kadına saçını boyadığı için kartopu fırlatıldığını bir kadından duymuştum. Kendim, kendi kültürümüzde değil de, Arap’ın selamlaşma kültürü içinde olan “selamün aleyküm demeyin, günaydın, tünaydın, merhaba deyin” dediğim için öğrencilerimin tepkisiyle karşılaştım. Okulda itibarım azaldı.

Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tarikat ve cemaatlerden eğitim alan öğrencilerimce “Kuran’a ayağıyla çiğnedi” diyerek hedefe konuyor. Böylesi bir kültür içinde boğuluyoruz, milletimiz ayrışıyor, kutuplaşıyor.

BU: Okullardaki ders kitaplarını detaylı olarak inceliyor, yazılar yazıyor ve kamuoyunu aydınlatıyorsunuz. Okutulan kitapları incelerken, bir öğretmen olarak, ne düşünüyorsunuz ve ne hissediyorsunuz?
MS: Bu müfredat ve ders kitapları öğrenciyi başta ailesi olmak üzere, mahallesine,milletine yabancılaştırıyor. Hatta düşmanlaştırıyor. Gayrimili bir eğitim sözkonusu. Milleti dinsel, mezhepsel temelde ayrıştıran, kadına, insan onuruna, vicdana aykırı ders kitapları dolu. Evlenmeden boşanmaya, mirasa, borçlanmaya, mülkiyete, yani sosyal hayatın tüm hususlarının İslam hukukuna düzenlenmesi isteniyor. Bu durumda modern hukuku devreden çıkarılmak istendiği anlaşılmaktadır. Burada birkaç örnek veriyorum; ancak okuyucular “Laikliği Doğru Anlamak” ve “Gayrimilli Eğitim” kitaplarımı okuyabilirler.

Çocuk ailesinin karşısına artık “okulda böyle öğrettiler, kitapta böyle yazıyor, anne baba yanlış yoldasın, günahtasın” diyecek duruma geldi. Neredeyse her davranışı vicdan, emek, akıl bağlantısından kopararak sevap, günah, haram, helal kavramlarına sıkıştıran anlayış psikolojik sorunları artırır.Nitekim çocuğunu, “çocuğum artık anaokulundan itibaren dinini öğrenecek” gerekçesiyle sıbyan mektebine gönderen aileler yakınmaya başladılar. Gazeteden okuyalım:

“Evde ne yapsak ‘günah’ demeye başladı. Örneğin resim yapmak istiyor, ‘ama resim yapmak günah’ diyor. Ben okula gittim, ‘Senin çocuk çok akıllı, biz de üst sınıflara verdiğimiz dini eğitimi verdik. Çünkü her şeyi hemen kapıyor’ dediler. Tabii ki her anne gibi gurur duydum ama uyardım, ‘Yine de az yapın, çocuğun davranışları değişti’ dedim. Ama sorunlar giderek büyüdü. Doktora götürdüm. Çocuk çok ciddi psikolojik sorunlar yaşıyormuş. Neyin günah olup neyin olmadığının çelişkisini yaşadığı için depresyona girmiş. En çok da kardeşinden hırsını almaya çalışıyor. Çocuk gece altını ıslatmaya başladı. İçine kapandı, evdeki eşyalara zarar verdi. 5 yaşındaki çocuk bir gün dedi ki: ‘Annelerin çalışması günah. Anne ne olur günah işleme, lütfen çalışma. Babam bize baksın, senin paran da günahmış, o parayla bana sevdiğim şeyleri alma.’”

Aile en sonunda şunu diyor:

“Bence en doğrusu çocuğa dini bilgiyi ailesinin vermesi.”
İşte geldiğimiz yer aile-çocuk çatışması. Yabancılaşma dediğim bu. Ailede böyleyse birbirini tanımayan insanlar arasındaki ilişkiyi düşünün. Bu millet dağılmaz mı?
BU: Laiklik, kadının toplumsal konumu, inanç sistemi ile ilgili bir çok noktaya dikkat çekiyorsunuz. Bu başlıklarla ilgili, özellikle dikkat çekmek istediğiniz  nokta var mı?
MS: İlköğretimden lise sonuncu sınıfa (4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12) kadar okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarından Atatürk, Atatürk’ün din ve vicdan özgürlüğüne dair ünite, cümleler, görseller kaldırıldı. Öyle ki yeni kitaplarda Atatürk ve laikliğe bir kelime dahi değinilmiyor. Örneğin 9. sınıf (Lise 1) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabında aşağıda gösterdiğimiz “Laiklik ve Din” ünitesi çıkarıldı.[1]




Çıkarılan bir görsele yer verelim.


Önceki yılın 10. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nde 6. ünite şöyleydi:





Şimdi bu ünite ders kitabından çıkarıldığı gibi Atatürk ve laiklikten bir yerde bile bahsetmemektedir.[2]

10. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında “Din ve Aile” başlığında evliliğin önemi, içinde köle ve cariyenin de geçtiği Nur Suresi 32. ayetle anlatılıyor. Kitapta diyor ki:

“Kura’nda ‘Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanlarla evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler,  Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.’ ayetiyle evlilik teşvik edilir.”[3]

MEB burada kölelik ve cariyeliği onaylamamakta ama sadece ayeti mi vermektedir? Yoksa kölelik ve cariyeliği normal mi görmektedir?

En iyisi bizim gibi bu soruların düşünülmesine meydan vermeden MEB’in konuya dair yorumunu sunmasıdır. MEB açık konuşmalıdır.

BU: Bu kitaplar özel okullarda da okutuluyor mu?
MS: Elbette. Kimi kitaplar için seçenek sunulsa da üniteler aynı. Dolayısıyla cümleler aynı olmasa da oralarda da laiklik çıkarılmış durumda.

BU: Konunun üzerine gittiğiniz için nasıl tepkiler alıyorsunuz?
MS: Öğretmenlikten atılmamı isteyen var.  Hakaret eden var. Ya da tersinden “e canım bunlar İslam’ın kuralları” deyip normal gören, önemsemeyen var . Hatta “bunu öğrenen çocuk dinin ne olduğunu anlar da soğur” diye içten içe sevinenler var. Halbuki yukarı da örnek verdim. MEB, öğrenciye kölelik ve cariyelikle ilgili ayet sunuyor ama bu çağda kölelik, cariyelik kalmadığını yazmıyor. “Dinin hükmüdür, normaldir” denip geçilebilir mi? Evliliğin önemini anlatacaksa bu ayeti vermesi gerekmez.

BU: Toplum konunun öneminin farkında mı?
MS: “Laikliği Doğru Anlamak” ve “Gayrimilli Eğitim” kitaplarını yazdım iki yıl içinde.  Çok evlilik, boş ol sözüyle boşanma, kadının kıyamet alameti sayıldığı ifadeleri üvey kıza üvey babanın evlenmesinin normal olduğunu bu kitaplarda yazdım, konferanslar verdim, e-postalar attım. Pek önemsenmedi. Kurumlar ve bireyler kendi gündemlerini önemsediler. Halbuki kendi gündemleriyle birleştirilecek bir konu bu. Doğrudan bireyin yaşam güvenliği, özgürlüğü, onuruyla ile ilgili.
Şimdi ise daha okul açılmadan “böyle yazıyormuş doğru mu?” diye arayana, sorana rastlıyorum. Yüzlerce makalemi e-postalarına yolladığım halde teşekkür bile etmeyen bilindik gazetelerin köşe yazarları, şimdi “yazınıza köşemde yer verebilir miyim?” diyor kendiliğinden. Demek ki mücadele yükselecek.
Önce sizin bu söyleşiyi benle yapmanız gibi dernek, sendika, partiler, sanat kurumları, çeşitli kurumların yöneticileri, kadroları, yazarlar harekete geçecek ki toplumda harekete geçsin. Ben de katkı sunmaya hazırım.






[1] Bekir Pınarbaşı, Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 9, Tutku Yayıncılık, Ankara, 2016, s.84.
[2] Recai Doğan, Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 10, Nev Kitap, Ankara, 2018. Ders kitabını şu bağlantıdan indirebilirsiniz: http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6328.
[3] Age, s.75.

0 yorum:

Yorum Gönder