25 Kasım 2018 Pazar

ASHOT YAN VE BAYKAR DEMİR İLE...

İzledikçe izlemek istediğiniz eserler vardır. Tablo saniyeler geçtikçe, kendine ait birşeyler fısıldar. Anlatır... Anlatır... Anlatır... 
Ashot Yan'ın, Baykar Demir küratörlüğünde Imoga Art Space'de gerçekleşen sergisi "Dolaylı İfade" izleyici de bu etkiyi bırakıyordu. Ashot Yan ve Baykar Demir ile bu etkinin sırrını konuştuk.  
Pazar gününüze keyif katmak dileğimizle...

Burcu Uğur (BU):Resim yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?  
Ashot Yan (AY): 6 yaşında resim çizmeye başladım ama daha  teknik olarak üzerine eğilmem 6. sınıf itibariyle oldu. Bunun belki de, en nedeni babamın ressam oluşuydu. Kendisi Moskova'da eğitim aldı, fakat eğitimini tamamladıktan sonra resme devam etmedi. Kuyumcu oldu.   Babam, resme olan merakımı ve yeteneğimi farkedince beni  yönlendirdi ve Gocoyan Sanat Okulu'na başladım. Sanat okullarını bilirsiniz, sürekli eğitim,  sürekli çizim… Burada altını çizmek istediğim noktalardan biri,  çok değerli bir hocam vardı ama şimdi maalesef yaşamıyor.  O, gerçekten sanata bir kere daha âşık olmamı sağladı.

BU: Peki, tarzının şekillenmesi nasıl oldu? Nelerden ilham aldınız? 
AY: Akademik sanat çok hoşuma gidiyordu. Özellikle Ortaçağ ve Rönesans sanatı… Kendimi  daha özgür  ifade edebildiğim bir alan veriyordu, bu dönemler. Bu dönemdeki resim anlayışı,  renk kullanımı çok ilgimi çekti.   Özellikle Rönesans ve Ortaçağ Dönemi'nin kostümleri hala çok hoşuma gider. 
Welcome my Queen 150x210cm.


BU: Eserlerinizi nasıl üretiyorsunuz?
AY: Resim çizerken, eskiz çizmiyorum. Direkt tuvalin üstüne başlıyorum yağlı boya ile çizmeye.  Temalar konusu çok geniş. Ama en çok, belki de en çok, içinde yaşamak istediğim dünyayı çiziyorum.

BU: O dünyayı tarif eder misiniz?
AY: Orası çok güzel, ilginç bir dünya...  Orada dinler yok.  Tek lisan var. Tek lisan ile bütün insanlık anlaşabiliyor.   Hayvanlar ve insanlar anlaşabiliyor.   İnsanlar arasında düşmanlık yok. Benim için en iyi su, en iyi hava, en iyi yiyecek orada. Aslında, kendi hayatımda böyle yaşıyorum. Tuvalin üstüne de böyle aktarmaya çalışıyorum ama bunun tam çözümlemesi ona bakan, onu deneyimleyen kişinin işidir. 
The Blue Dream 130x150cm

BU: İzleyicilerden nasıl geri bildirimler alıyorsunuz? 
AY: Genelde, bambaşka bir dünyayı izlediklerini söylüyorlar.  Bunu duymak çok hoşuma gidiyor, çok mutlu oluyorum.  Böyle hissettiklerine göre,  bu işi başardım diye düşünüyorum. 
Birde, esere bakan herkes farklı bir hikâye görür. Bana göre  resimler kendi hikâyelerini barındıran canlı nesnelerdir,  bir açıdan ve O'da size bir şey anlatır.   Tam olarak  çözümlemesi yok. Herkesin kendi hikâyesi  ile resimler şekilleniyor.
BU: Küratörlük çalışmalarınız nasıl başladı?
Baykar Demir(BD): Ben üniversiteyi biraz geç başlamıştım, 2010’da, 24 yaşında.   Sanat yönetimi okuyordum ve henüz okuyorken  küratör yardımcılığı ve sanatçı asistanlığı yapıyordum.  Sonra kendi tasarladığım projeleri hayata geçirmeye başladım. İlk olarak hep aklımda olan bir şeyi denedim, Ermenistan'a gittim. Gitmeden önce neredeyse 80-90 ressamı içeren bir liste oluşturdum.  Onlardan bu pazarda hangisi ile  başarılı olabiliriz onu düşündüm. Bunu yaparken de  üniversiteden akademisyenlerin fikirlerini de aldım. 

BU: Ashot Yan ile nasıl tanıştınız?
BD: 2013 yılında Facebook üzerinden tanıştık.  Erminastan'a gittiğimde, orada görüştük.  2013’te ilk sergisini yaptık. 

BU: Neden sergi için Ermenistan'ı tercih ettiniz?   
BD: Birincisi dil avantajım var, Ermenice biliyorum.   İkincisi Ermenistan'daki pazarı biliyordum. Burada olmayan şeylerin orda olduğunu hep gözlemliyordum.  Burada olmayan şeylerden biride güçlü naturalist betimleme dili idi.  Ashot'un eserlerindeki fikirlerde güzeldi, pazarda karşılık bulabileceğini düşündüm. 

BU: Hedefinize ulaştınız mı?
BD: 2013ten bu yana pazarda yer buluyoruz. Her sene 2-3 sergi açtık. Önümüzdeki süreçte sergiyi Avrupa'ya taşımak için çalışmalarımız sürüyor.   


BU: Peki, Ermenistan ve Türkiye arasındaki siyasal sıkıntılar, sanat dünyasını yada sanat izleyicisini etkiliyor mu? 
Blue Dream 40X30cm
BD: Bence, sanat dünyası ve izleyicilerinin  önemli kısmı bunları çoktan aşmış insanlar. Bu "insanın" altını çizmek lazım. Yani, "insanı"   millet ile, nasyonalizm ile ayırmamak lazım.   Dünyanın her yerinde bu merhaleyi aşmış, insana, sadece insan gözüyle bakan birçok insan var.  


BU: Küratör metninde Oscar Wilde'a atıfta bulunuyorsunuz. Nedeni nedir?
BD: Genellikle küratoryal  metinlerde  Oscar Wilde'ın şu sözünü kullanırım: Cisimlerin çehreleri ona bakanların, kültürel yüzeyi ile şekillenir.     Çünkü "bu resim ne  anlatıyor" sorusu çok sorulur.   Yani illa ikonografi istiyorsanız,  bunu kendi başınıza yapabilmeniz iyidir. Ressamın buna müdahale etmesine kimse izin vermesin.  Ressam güçlü bir figür. Burada şunu anlattım dediği anda,  sizi etkiler, sizin eserin ikonografisine yönelik bakışınız ona göre şekillenir.
Bence güzel olan şey şu: Mesela  bir resim satın aldınız. Evinizde o resimde yıllarca yaşayacaksınız ve her okuduğunuz yeni kitapta, ya da izlediğini filmde, özetle yeni bir fikir edindiğinizde, o resimde yeni bir şey çözümleyebilmelisiniz. Bu ikonografik temeli zengin bir resim ile Wilde’ın kültürel seviyesinin bir araya geldiği durumdur. 

BU: Sergiyi oluştururken nereden yola çıktınız?
BD: Sergileri yapmaya başladığımda düşündüğüm şey daha önce pazarda görülmemiş şeyler getirmekti, yani çağdaş sanatın belli bir zümreyi hariç tutarak  artık sapıtmış kısmından uzak,  resim geleneğini devam ettiren,  baktığımızda dirsek çürüttüğünü anladığımız ressamların resimlerini getirmek istedim. Bunun yanı sıra fiyatı da  sadece belli bir zümreye  yönelik olmamalıydı. Çalışan,  orta sınıf bir insan da evine tablo sokabilmeliydi.   Çünkü ülkenin sanatsal bakış açısı geliştirebilecek şeylerden biri de, sanatsal değeri olan tabloların evlere girmesi ile mümkün. Bu bağlamda amacım, tablosu olmayan insanın evine de tablo sokabilecek fiyatta, iyi bir şeyler getirmekti. Sanırım bunu becerebildik. 
BU: Ashot'un eserlerinde sizi heyecanlandıran şey nedir?
BD: Yeni fikirler ve hikâye anlatma stili diyebilirim. Mesela bir eserinde,  şeytan ve meleğin birleşiminden insan cenininin ortaya çıkmış olduğunu görüyorsunuz. Mitoloji/Dinler tarihinin düalist bölümüne bir göndermeyi anımsatıyor. Bu tip şeyler beni heyecanlandırır. Yada, “Atypical Muse” başlıklı eseri. Esere baktığınızda gökyüzünden yağmur taneleri gibi armutların yağıyor olması düşündürücü.  Bu yağmurun altında ise ortaçağ  el yazmalarından fırlama bir müz var. Cinsiyeti erkek ve bir amorfaya ters binmiş durumda vs. Yani ikonografideki anlatım dili  ne kadar derinlikli ve zengin olursa o kadar çekiyor beni.  Hikâye anlatma şekli onun güçlü özelliklerinden biri.                                              

BU:Ekonomik krizden etkilendiniz mi? 
BD: Evet,  tabii ki etkilendik. Ama markete gittiğiniz de gördüğünüz oranda değil. Bu durumda Ashot’a teşekkür etmek lazım, zira ekonominin gidiş hattını göze alarak eser ücretlerini yeniden değerlendirme konusunda bize yardım etti. Diğer tarafta Imoga'ya da teşekkür etmek lazım. Ekonomik duruma rağmen masraftan kaçınmayarak muhteşem bir sergi kurduk, ayrıca eser satın almak isteyen insanları taksit vb. kolaylıklar ile kazandı. Yani kısaca demin söz ettiğimiz sınıf da tablo sahibi olabiliyor…   

BU: Sıradaki projeleriniz nedir?
BD: Sıradaki hedef Yurt dışı sergileri. Bunun üzerine çalışıyoruz…


#sergi #sanatçı #galeri #artgallery #exhibiton #art #artist#contemporary #contemporaryart#exhibition #news #artnews #buart

0 yorum:

Yorum Gönder