26 Kasım 2018 Pazartesi

GILGAMIŞ SONA ERİYOR...

“Cehennem'e bir kez uğrayanın
üstüne siner ölümün kokusu
Karışır aklı en sağlam olanın bile
Çekilir kanı, bağı bahçesi hastalanır
Çölleşir sulak tarlası bile...”


Gılgamışın Yaprakları

Bu alıntı günümüzden 5000 – 6000 yıl önce yaşandığı söylenen Mezopotamya'da kurulu Sümer kent devletlerinden Uruk kralı Gılgamış'ın, öldükten ancak 1000 yıl kadar sonra yazının (çivi yazısı) keşfedilmesi sonucu kulaktan kulağa yayılarak gelen trajik destanı sayılan Gılgamış Destanı'ın hemen girişinde yer alıyor.

Ekrem Kahraman
Bilindiği üzere destan, bir canlı olarak güçlü insan cinsinin tipik temsilcilerinin ilklerinden sayılan Gılgamış'ın kadim Ölüm'e karşı Sonsuz Yaşam arayışının binlerce yıl öncesine dayalı tarihin en eski yazılı metni olarak kabul ediliyor.

Mezopotamya'da kurulu Sümer ülkesi Uruk kenti kralı Gılgamış, Tanrılara Sonsuz bir Yaşam sunulurken neden İnsana sınırlı bir yaşam bırakıldığını insani ve toplumsal olarak sorgulayan efsanevi bir kişilik...


Ekrem Kahraman, Gılgamış Destanı'yla ilk kez, 1970 yılı başlarında henüz öğrenciyken Devlet Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyelerinden Belkis Mutlu'ya ait Efsanelerin İzinde kitabıyla tanıştı ve bir daha da hayatından hiç çıkarmadı.


Gılgamışın Yaprakları
Sanatçının kendi tanımlamasıyla “Büyük İnsanlık sanki hep aynı yerinden, aynı neden durumdan ötürü sürekli pot vermektedir. Bir dizi paralel toplumsal, kültürel sıkıntı ve çıkmazın üst üste binmesiyle oluşan bu doğal, kendiliğinden potlar aklımızın ve gözlerimizin basiretine sert bir biçimde çarparak kendi kırılgan gerçekliğini unutkan hafızalarımıza ve kafamıza kafamıza vurmaktadır sanki: Mezopotamya kültürlerinin tarihe geçirdiği Gılgamış Destanı'ndan, yine aynı dönemlerde ortaya çıkan Zerdüşt dininin etkin din adamlarından Arda Virâf'ın Ardavirafname'sine, Gılgamış Destanı ve Ardavirafname'den Homeros'un İlyada'sına, Homeros'tan Elealı Parmenides'in gerçeklik arayışına çıktığı Doğa Üzerine şiirine, Parmenides'ten Vergilius'un Troialı kahraman Aeneas'ın epik destanına, Vergilius'un Aeneas'ından Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi meseline ve oradan da Dante'nin İlahi Komedyası'na varana kadar bildik bütün kadim destansal ya da dinsel anlatılar aynı imgesel insanlık çizgisini sürdürürler. Bu, tarihsel kadim bir anlatı geleneğidir. Aralarında binlerce yıllık zaman dilimleri, katmanları sıralansa da söz konusu bu dinsel, yarı dinsel, destansal metinler aslında hem birbiriyle iç içedirler hem de birbirine eklemlenip yenilenerek gelişen geleneksel -edebi- metinlerdir. Belki de günümüzde yeterince fark edilmese de muhtemeldir ki sonsuza kadar da yinelenmeye devam edecek...”

Sanatçı'nın, İzmir Galeri A'daki sergisi 30 Kasım'a kadar izlenebilinir. 

 

0 yorum:

Yorum Gönder