2 Kasım 2018 Cuma

GARBİS KEŞİŞOĞLU İLE YENİ MEDYA

Hayata “iz bırakanlar” vardır.

Her zaman  daha iyiyi üretmek, 
              daha ileriye gitmek için hiç durmadan çalışırlar. 

Her zaman “öncü”dürler.

Kendileri kadar, hatta kendilerinden daha fazla, ülkeleri için çalışırlar.

Ne şan-şöhret peşindedirler, ne para, ne de alkış…

Bilgileri ile bilgeleşirler, kibirlileşmezler…

Tecrübeleri ile yön verirler, yok etmezler…
 
Garbis Keşişoğlu
Bu isimlerden biri: Garbis Keşişoğlu.
Ülkemiz basınına iz bırakan,
Hayatının yarım asırını gazeteciliğe adayan, 
Ülkesini uluslararası platformlarda temsil etmiş duayen gazeteci…

Uzun zamandır, dijital dönüşüm sürecinde gazeteleri-gazetecileri neler bekliyor, nasıl bir yol haritası yapılmalı, nasıl bir yapılanmaya gidilmeli konuları hakkında toplumu aydınlatıyor.

Kendisi ile dijitalleşme sürecinde medyayı, robot gazetecileri, Dünya’daki süreçleri, gazete kültürünü konuştuk.

İşte… “İyi ki okudum” diyeceğiniz söyleşimiz…   


Burcu Uğur (BU): Dijitalleşme sürecinden gazete kültürü nasıl etkilendi?

Garbis Keşişoğlu (GK): Bir toplumun kültürel yapısı içinde gazete çok mühimdir. Haber almak, ülkesinde ve dünyada olup bitenden haberdar olmak, çok önemlidir. Yaşam tarzı, diyebilirim.
Ama, artık dünya değişti. Haber yapmayı, yayınlamayı sadece basılı gazete olarak görmemek lazım, medya olarak görmek gerekli. Amerikalı’ların bir sözü vardır, “sen hala dedenin gazetesini mi okuyorsun” derler.  Yani bu ne demek…
Tek başına basılı gazete büyük bir rol oynamıyor, o eskidendi. Hem basılı, hem dijital alanda haber üretimi yapmanız gerekli.
Çünkü haber erişimi, üretimi, dağıtımı basılı gazetelerden cep telefonlarına, laptoplara, tabletlere, akıllı saatlere  kaydı. Bu da gazete kültürüne ait alışkanlıkları değiştirdi. Hem okur açısından hem de gazete açısından…

BU: Önce okur alışkanlıklarından başlayalım.  Okur tarafında neler değişti?

GK: Artık okur yok, tüketici var. Yani 20 sene evvelki okuyucu, bugün tüketici oldu. 
Bu ne demek,  eskiden bir genel yayın müdürü ve yazı işleri müdürü ekibiyle oturur, gazeteye girecek konuları seçerdi.  Ertesi sabah, herkes onların seçtiği konuları okurdu. Yönlendiren genel yayın müdürü ve yazı işleri müdürü olurdu. Şimdi tersi oldu.  Yönlendiren tüketici. 

İkincisi, tüketici sürece  katılmak istiyor. İkinci planda kalmak istemiyor. Vatandaş gazeteciliği diye birşey var artık. Tüketici telefonundan bir olayı videoya kayıt ediyor, gazeteye gönderiyor. Bu kadar olayın içinde ve bunu da seviyor.

Habere erişim konusu var. Dijitalleşme ile çok hızlı haber tüketiliyor. Özellikle akıllı telefonlar ile gazeteler 7/ 24 haber portalı haline geldi.  Tüketici her dakika haber bekliyor. Sabah kahvaltıda telefonundan şöyle bir bakıyor.  İşine giderken, yolda son haberlere bakıyor. Öğlen ofisinde bakıyor.  Akşama doğru bakıyor.  Akşam eve geldiğinde  8 Haberleri”ne gerek kalmıyor artık. 

Tabii, bir de tükecinin önünde çok fazla imkan var. Eskiden bir gazete alması gerekiyordu ama şimdi, az önce dediğim gibi, akıllı telefonunundan istediği anda habere ulaşıyor ve bedava okuyor. Dünya’da bazı parametreler var. Mesela, bazı dijital gazetelerde dört yazıdan sonrası ücretli… Ama Türkiye'de süresiz olarak, ücretsiz yazılar okunuyor.

Bir diğer nokta, haberin içeriğini de tüketicinin tercihleri belirliyor. Yazıdan ziyade görsel ve video görmek istiyor. Bu da haber yapım tekniklerini etkiliyor.


BU: Peki, dijital dönüşümün gazeteler üzerindeki etkisi…

GK: Dünyada hibrit gazetecilik diye bir kavram var. Basılı gazete ile dijital bir arada yürütülüyor.
Bunun en güzel örneği New York Times.  Dünyada öncü gazetelerden biri.  Aynı şekilde Washington Post, Wall Street Journal’da hibrit gazeteciliğe geçiş yaptı.
Şimdi onların yaptığı şu:  Basılı gazeteye  devam ediyorlar.  Hatta basılı gazeteyi cazip kılmak için haber verme şekli üzerinde çok deneme  yapıyorlar.  Bu denemelerden biri de “haber yazımı” yöntemi. Çünkü haber yazımı artık bizim Prof. Maria Garcia'nın tabiri ile “hikaye anlatımı” yani  “storytelling” oldu. Bildiğimiz anlamdaki haber yazımı değişti.

Dijital dönüşüm, gazetelerin dağıtım boyutunu da etkiledi. Okurlar yani tüketici, akıllı telefonlarından habere ulaşmanın yanı sıra, linkler aracılığı ile de habere ulaşıyor.   Bir arkadaşınız size link yolluyor, size okumanızı tavsiye ediyor. Ya da kendi sosyal medya hesaplarından paylaşıyor, ordan takipçileri görüyor.  Muazzam bir dağıtım ağı, bu. Bugüne kadar olmayan bir şey.                               

Tabii, içerik çok önemli.  Toplum içinde büyük rol oynayan şey “içerek”.  Haberi tüketiciye değişik şekillerde sunmanız gerekiyor. Bu da gazetelerin, üzerinde çok fazla çalışmaları gereken bir konu. Yeni nesile,  artık  “dedesinin gazetesi”ni okutamazsınız, mümkün değil.  Hatta sadece grafik yada videolar değil, “sanal gerçeklik”,  “arttırılmış gerçeklik” ile de içerik üretimi konularının üzerinde durmak gerekli.



BU: Dijital Çağda Gazetecilik kitabınızın 45. sayfasında, “robotların haber yazması için yazılımların devreye sokulduğu” bilgisini veriyorsunuz. Robotlar gazetecilerin yerini mi alıyor? 

GK: Hayır. Olur mu hiç öyle şey. Robotlar hiçbir zaman bir gazetecinin yerini alamaz. Ancak gazeteciye faydalı olabilirler. Zaman alan, ufak tefek işleri yapabilirler. Yaratıcı ve ana işleri her zaman için gazeteci yapacak.
Bir robot makale mi yazacak?
Zaten, şu anda robot kendisine verilen programa göre, algoritmaya göre iş yapıyor.
Bu, haber yazma işini Associated Press yapıyor, ama o bir ajans. Bir firmadan  bülten geliyor,  robot kolaylıkla habere çeviriyor. Standart bir haber yapıyor.  Robotlar bu noktada, zaman alan, standart haber yazımında kullanabilir  ama gazetede robot  bir makale yazamaz, bir fikir üretemez.
Bir de  grafik işlerinde, infografik çizimlerde faydalı olabilirler.
Bu nedenle, şu an robotlar bir tehlike değil,  asıl tehlike ilerde, yapay zeka geliştirildiğinde ortaya çıkabilir.


BU: Dünya’da dijitalleşme sürecinde medyanın durumu nedir?

GK: Amerikalılar’ın tabiriyle, Dünya’da medya beş büyük devin eline geçmiş durumda. Google, Apple, Microsoft, Amazon, Facebook.  Hatta diyebilirim ki, bu beşi dünyayı idare ediyor.  Yani, Big Brother sizi izliyor. Medya mühendislerin, medya yönetimi de teknoloji firmalarının elinde. Sürekli gelişen, takip mekanizması kuran, hepimize dair verileri depolayan bir sistem var.
Haber içeriği üretenleri de işin içine katmak istiyorlar. Mesela, Facebook bir pilot projesi için, gazetelerle anlaşma yapmak istiyor. Netflix gibi bir streaming yapmak istiyor.

Ancak Avrupa ve Amerika’da bu süreç sorgulanmaya başladı. Nereye kadar devam edecek, sorusu gündemde. Mesela, Avrupa Birliği’de bu süreçleri denetlemeye başladı.

BU: Bütün bu süreçte, gazetecilik önemini kaybetti mi?

GK: Tam tersine gazetecilik önem kazandı. Yanlış anlıyorlar. Tam tersine, gazetecilik önem kazandı. Ama “hangi gazetecilik” önem kazandı. Burası önemli. Araştırmacı gazetecilik önem kazandı. Daha da önem kazanacak.

BU: Peki, gazete okunmuyor, deniliyor. Katılıyor musunuz?

GK: Alakası yok. Siz doğru dürüst bir gazete yapın, bakın nasıl okunuyor. Niye  Washington Post okunuyor. Oslo’da Aftenposten niye bu kadar meşhur. Çünkü adamlar devamlı çalışıyorlar. Bir şekilde tüketici ile köprü kuruyorlar. 
En mühimi, gelişmeleri yakalıyorlar, içinde yer alıyorlar. Almanya’daki bir yayın grubu, iki sene evvel genel yayın müdürlerinden ikisini Silikon Vadisi’ne gönderdi. 6 ay orada kaldılar.  İleriye dönük neler yapılıyor, biz ne yapabiliriz,  diye çalışıyorlar.  

BU: Bu süreçte, medya için öneriniz nedir?

GK: Kural bir, değişmeyen yaşayamaz. Kural iki, tango yapmayı öğreneceksiniz. Dijital teknoloji ile tango yapamayan editör ve gazeteciler pist dışında kalır.
Kural üç, hibrit olmak şart.



#media #press #news #digitalmedia #digitalization #journalist 

0 yorum:

Yorum Gönder