22 Nisan 2019 Pazartesi

ERCAN KARAKAŞ BUART'TA

Eski Kültür Bakanı, deneyimli siyasetçi Ercan Karakaş ile, yeni dönemde İstanbul için planlanan kültür-sanat projeleri ve kültür politikaları hakkında konuştuk. 


Burcu Uğur (BU): Kültür-sanat politikalarının bir ülkenin kalkınması içerisindeki yeri ve önemi nedir?

Ercan Karakaş (EK): Bizde kalkınma dediğimiz zaman sadece ekonomi ve sosyal alan akla geliyor. Halbuki çağımızda diğer boyutlar da çok önemli. Bunlardan birisi çevreye duyarlılık, çevreyi tahrip etmeden ekonomik gelişme. Diğeri de kültür-sanat alanı. Bu dört faktör bir araya geldiği zaman, ülke ilerlemiş, çağdaş sayılıyor. Yani ekonomi, sosyal yaşam, çevre ve kültür sanat.

Kültür-sanat alanında gelişmeyen bir ülkenin, çağdaş ülkeler düzeyine erişmesi mümkün değil. Bu bilinç yavaş yavaş Türkiye'de gelişiyor. Nitekim bir- çok siyasi parti, özellikle sosyal demokrat partiler kültür-sanat konusuna programlarında önemli yer veriyorlar. Mesela CHP'de bir süredir Kültür Sanat Bilim Kurulu var. Orada kültür-sanat dünyasıyla bir araya geliniyor, birlikte ça- lışmalar yapılıyor. Belediyelerimizde de kültür-sanat faaliyetleri, çoğulcu bir anlayışla yönetilmeye çalışılıyor.

Diğer önemli nokta da şu: Kültür-sanatın gelişmesi için bir ülkede özgürlükle- rin tam olarak yaşanıyor olması lazım. Özgürlük olmadan, insanlar kendilerini ifade edemezler. İfade resim ile olur, sinema ile olur, film ile olur, müzik ile olur ve basın yolu ile olur. Hepsi için özgürlük şart! Türkiye'de bu eksik yani biz tam olarak özgürlüklerin işlediği bir ülke değiliz şu anda.

Kültür ve sanatı, siyaset vesayet altına almaya kalkmayacak. “Biz kültür ve sanatın çerçevesini çizeriz, hatta o kadar ki içeriğine bile biz karar veririz”  anlayışı demode, tarihte kalmış bir bakış açısı. O bakımdan kültür-sanat alanının özerk olması lazım.

BU: Ekrem İmamoğlu ile İstanbul’da yeni bir dönem başlıyor. Kültür-sanat alanındaki hedefler neler?

EK: Ekrem İmamoğlu'nun programında kültür-sanat önemli bir yer tutuyor. Hatta çok iddialı kavramlar var: İstanbul'u tekrar bir kültür-sanat kenti yapmak, uluslararası boyutta kültür-sanatı öne çıkartmak. İstanbul'un tarihi ve kül- türel mirası var, çok zengin bir miras. Bunu da dikkate alarak, kültür-sanat alanında yeni açılımlar yapmak programda geniş şekilde yer alıyor.

BUProgramın içeriği nedir?

EK: Şimdi yeni dönemde, bu konuda dinamik ve yeni projelere ihtiyaç var. Çünkü son 15 - 20 yıla baktığımız zaman, İstanbul'da, gerçekten bir gerileme var. 15-20 senede 3 tane küçük müze açılmış, 3 tane yeni kütüphane açılmış. Koltuk sayısında bayağı düşüş var. Bu veriler elimizde. Demek ki bir hamle
yapmak lazım. 
Mesela Şehir tiyatrolarını ele alalım.cBüyükşehir Belediyesi'nin tiyatrosu var. 8 ilçede sahnesi var ama İstanbul 39 ilçe, 15 milyon nüfusu olan bir şehir. Yani kültürü-sanatı sunmak kadar, insanların olduğu yerde bunları yapmak ve insanların kültür sanata erişimini sağlamak gerekiyor. Bu temel ilke.

Kütüphaneler konusunda bir program var, dijital kütüphane dahil. Şimdiki 
Büyükşehir Belediyesi Başkanlık binası büyük bir kütüphaneye, iddialı bir kütüphaneye dönüşecek. Bu programa alındı. Bunlar sırf seçimde propaganda olsun diye programa alınmadı, yapılacak.

İstanbul Müzesi yapılacak. Kentin tarihi ile ilgili bir müzesi hala yok. 2010'da İstanbul Avrupa Kültür Başkenti oldu, buna rağmen yapılmadı.
Atatürk Kültür Merkezi sekiz sene i
şlevsiz kaldı. Aslında onarılarak hemen tekrar eski özelliğine kavuşabilirdi, ama bekletildi, çürümeye terk edildi, şimdi yıkıldı. Tabii bu Kültür Turizm Bakanlığı’na ait bir proje ama onun da olması için kenti yöneten insanların gayretleri olacak.

Bunun yanında çocukların kültür-sanatla buluşması çok önemli. 
Çocuk tiyatroları çok çok eksik. Artık tiyatroları ve sanatsal gösterilerini sadece mekanlarla da sınırlamamak lazım. İstanbul'un bütün meydanlarının düzenlemesi ve meydanlarda sanatın görülmesi lazım.
Özet olarak kültür-sanat alanındaki altyapı bir kere mutlaka büyütülecek. 
Kültür sanata erişim kolaylaştırılacak.

BUKültür-sanat programı nasıl uygulanılacak?

EK: Bunu bir belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri yapacak diye birşey yok. İşte bence, burada, CHP’nin ve Ekrem İmamoğlu'nun programının farkı ortaya çıkıyor. İstanbul'da bir Kültür Sanat Meclisi kurulacak.

BUBu mecliste kimler olacak?

EK: Kültür-sanat dünyasının bütün bileşenleri burada temsil edilecekler. Biliyor- sunuz tiyatronun da, sinemanın da, müziğin de, hepsinin kurumları var, der- nekleri var, vakıfları var ve gayet iyi çalışıyorlar. İstanbul’da bundan sonra uy- gulanacak kültür sanatla ilgili her konu, bu mecliste önce derinlemesine tartı-şılacak, oradaki görüşler doğrultusunda bir yol haritası çizilecek, bir stratejik plan yapılacak. Bu da bence bir ilk olacak.
Yapılacak çok iş var. 

BU: Nedir onlar?

EK:Tiyatro sahnelerin çoğaltılması, kütüphanelerin arttırılması, maliyet bazında kültür sanat merkezlerinin kurulması, mahallelerde kadar ulaşılması, Belediye Evleri'nde, halk merkezlerinde kültür-sanat faaliyetlerine yer verilmesi... 

Bütün bunlar sırasıyla gelecek çünkü dediğim gibi son 20 yılda kültür-sanat altyapısı konusunda, uygulaması konusunda halkın kültür-sanata ulaşması konusunda geriye gidiş var. Mesela şehir tiyatroları kapasitesi 1990 yılında 10000 kişiye 8,6 koltuk düşerken, bugün 3 buçuğa düşş yani yarıdan da aza düşş koltuk sayısı. Halbuki İstanbul'un nüfusu bu sürede milyonlarca arttı.
Aynı şekilde müze ziyaretçi sayısını ele alalım. 2012 yılında 8,7 milyon kişiİstanbul'da müze ziyaret etmiş, bu sayı 2017de 4,8 milyona düşş. Peki biz çocuklarımızı, gençlerimizi müzelere götürme organizasyonları yapmazsak ve müzeleri çoğaltmazsak, onları tanıtmazsak nasıl kültür-sanat ile tanışacaklar...

BU: Ücretli olmaları bu rakamların düşmesinin nedenlerinden biri olabilir mi?

Tabii ki olabilir. Dediğim Kültür Sanat Meclis'inde bunlar ayrıntılı olarak ele alınacak ama Belediye Meclislerine seçilen sanat dünyasından arkadaşları-mız var. Mesela Şişli Belediyesi’ne Levent Üzümcü seçildi. Onların düşünce- si tiyatro biletlerinin 10 lirayı geçmemesi çünkü Büyükşehir Belediyesi için yada herhangi bir belediye için tiyatro bir kazanç elde etme aracı değil; insan- ların kültürel, sanatsal ihtiyaçlarını karşılamak.

Keza öğrencilerin muaf olması lazım. Emekliler ve dar gelirli insanlara özel indirimler yapılması lazım. Tabii biliyorsunuz vergi alınıyor. Bunun da Ankara ile birlikte ele alması ve kültür-sanat faaliyetlerinden vergi alınmamasının sağlamak gerekiyor.

BU: Programda ele alınan diğer konular neler?

EK: Sanatı insanların ayağına götürmek ve İstanbul’u bir festival şehri yapmak. Mesela çocuk tiyatrolarının yaz aylarında, mahalle parklarında oynanması... Sanat festivalleri yolu ile, sokak resimleri ve heykeller yolu ile, yöresel festivaller yolu ile sanatın insanların ayağına götürülmesini önemsiyoruz.

Az önce belirttiğim gibi, bu süreçler bizzat kültür- sanat kurumları ve kültür- sanat insanlarıyla kararlaştırılacak.

BU: Seçim çalışmaları sürecinde kamuoyu ile paylaşılan programlarına, göreve başlanıldığında, uyulmadığını görürüz. Yeni süreç için görüşünüz nedir? Ekrem İmamoğlu Kültür Sanat programını bir kenara kaldıracak mı, uygulayacak mı?

EK: Ekrem İmamoğlu'nun vaadedilen programı uygulayacağına gönülden inanıyorum çünkü bunun örneği var. Kendisi, 5 yıl belediye başkanlığı yaptığı Beylikdüzü'nde, ne söz verdiyse buna yeşil alanlar dahil, halkın nefes alacağı vadiler dahil, parklar dahil hepsini yapmıştır. Yapılan Kültür Sanat Merkezi, gerçekten bütün ilçelerimize örnek olacak mimaride ve işlevdedir. 
Bu 39 ilçemizde de olacaktır. İnanıyorum.

BU: CHP'nin genel olarak Bilim Kültür Sanat Platformunun çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

EK: CHP'nin tüzüğüne girdi. Benim orada farklı bir görüşüm oldu, onu da uyguladık. Kültür-sanatla, bilimi ayıralım istedim, çünkü kültür-sanat ayrı bir alan, bilim ayrı alan. Bir akrabalık var tabii ama kültür sanat ihmal edilen bir alan olduğu için, onun, ayrı bir organizasyon olması lazım. Bir süre bunu uyguladık. İlk iş olarak da İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'deki bütün kültür-sanat kurumlarıyla bir araya gelmiştik. Birlikte sempozyum yaptık.
Adalet yürüyüşünden sonra, Çanakkale'de yapılan Kurultay'da kültür-sanat insanları bir araya geldiler, bir özerk yapılanma olarak CHPde devam etmesi- ni istediler, bir şekilde devam ediyor.
Şöyle özetleyeyim CHP olarak biz bu konuda oldukça çalıştık. Kültür bir kere özgürlük ortamı ister. 
Belediyelerimizde ve iktidara geldiğimizde Kültür Bakanlığımızda, kültür-sanata bu ortamı sağlayacağız.

BU: Kültür-sanat faaliyetlerine zaman ayırabiliyor musunuz?

EK: Olabildiğince katılmaya çalışıyoruz. Eşim (Müjde AR) sinemacı. Sinemayı takip ediyoruz. Tabii sinema salonları da alışveriş merkezlerine sıkıştı, bu da tartışılan bir konu. Hakikaten bir alışveriş merkezinde sinemaya gitmek, normal geliri olan bir aile için çok pahalı, hele bir iki çocuğu varsa... Bunun da dikkate alınması lazım ve mümkünse, sinemaların bu alışveriş merkezinin dışına da çıkması lazım. Emek sineması gibi mekanları tekrar yaratmak lazım.

BU: Son olarak, okuyucularımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

EK: Önce, sizi kutlarım. Kültür-sanat alanında gerçekten daha çok yayına, daha çok televizyon programına, daha çok radyo programına ihtiyacımız var. Bu iş, kalkınmanın, gelişmenin, çağdaş bir kent ve dünya yaratmanın önemli bir fak- törüdür. Buna gereken önemi mutlaka vermeliyiz. Kamunun da, devleti ve belediyeleri ile, bu konuyu asli görevlerinden sayması, ona göre bütçeler ayırması ve bu yoldaki gelişmelere öncülük etmesi gerekiyor. Bunu umuyo- ruz, bunu diliyoruz. Bunu denetleyeceğiz.

0 yorum:

Yorum Gönder