9 Temmuz 2019 Salı

9 EYLÜL GSF VE DEVLET KONSERVATUARI'NDA NELER OLUYOR

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuarı, öğrencilerin eğitim gördükleri binaların taşınması konusunda gösterdikleri tepki ile gündemdeler. Konunun detaylarını öğrenmek, öğrencilerin neden tepki gösterdiklerini anlamak ve taleplerini öğrenebilmek için kendileri ile söyleşi gerçekleştirdik. 

Öğrenciler ki, onlar geleceğimiz, #meselebinadeğileğitim diyor.

Bu çağrılarına sizde katılın!



Burcu Uğur (BU): Son günlerde Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuarı binaların taşınması konusu ile gündemde. Öğrenciler olarak neden karşı çıkıyorsunuz?

Ejder Uçuk (EU): Çünkü bizi göndermek istedikleri bina rektörlük binası olarak tasarlanıp inşa edilmiş. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin eğitimini kaldıracak imkânlara sahip değil. Nedir bu imkânlar diye sorarsanız; Sahne Sanatları Bölümü için küçük sahne, en az 350 kişilik büyük sahne, hareket çalışmak için gerekli alanlar, yazarlık için geniş toplantı odası, Film Tasarım bölümü için kurgu stüdyoları en kalabalık bölüm olduğundan bunların konulacağı yerlerin öğrencilerin sığabileceği genişlikte olması, fotoğraf için karanlık oda, resim ve heykel bölümleri için özel atölyeler, Yapılan işler ve büyük malzemeler için depo alanı. seramik için fırınlar mesela toz açısından atölye tavan yüksekliği en az 2.50 m olmalıdır, tekstil tasarım için; Islak zeminli paravan oluşturularak güneş görmemesi sağlanmış karanlık fakat kimsayal maddeler kullanıldığı için hemen arkasında büyük pencerelere sahip atölyemiz ve aynı atölye içinde bir laboratuvar olmazsa olmazımız. Islak zeminli yerde su gideri olmalı, 2,5-3 metre uzunluğunda büyük lavabo da aynı şekilde olmazsa olmaz.  müzikoloji için özel kayıt stüdyoları, konservatuvar eğitimi için uygun akustiği ve ses yalıtımı yapılmış alanlar… Aslında tüm bu ihtiyaçların listesini biz çıkardık, üç-dört sayfa tutuyor ve bize bunların bir çoğunun karşılanamayacağı zaten dekan aracılığı ile toplantıda bildirildi. Düşünün Güzel Sanatlar eğitimi almak için geliyorsun ama bu imkanları size sağlayamayız diyorlar. Keşke daha önceden planlanıp Güzel Sanatlar eğitimine uygun bir bina yapılsaydı da işler bu raddeye gelmeseydi. Bunu biz öğrenciler düşünebiliyorsak ve sözde yöneticiler düşünemiyorsa bu durumda karşı çıkmaktan doğal bir şey görmüyoruz. Biz öğrenciler olarak hiçbir şekilde kesintiye uğramayacak bir eğitim programının sürdürülmesini istiyoruz.

Yaşanan süreci daha iyi kavramak açısından şöyle bir örnek yardımcı olabilir: 

Kendi evinizi belli başlı nedenlerden dolayı taşımak zorunda olduğunuzu düşünün. Mevcut evinizden çıkmadan önce taşınacağınız evi ararsınız, yaşam sürekliliğinizi aksatmayacak bir ev seçersiniz. O evin sizin temel ihtiyaçlarınızı karşılayıp karşılamadığına bakarsınız. Eşyalarınız sığacak mıdır, diğer barınma koşullarınızı karşılayabilecek midir gibi. Tüm bu süreç uzun sürer. Yani evi araştırmanız, bulmanız ve tutmanız. En kısa süreç ise eşyalarınızı taşımanızdır. Bir nakliye şirketiyle anlaşırsınız ve belki bir belki de iki günde taşınırsınız. Yani kısaca evi bulması ve tutması haftalar sürer, belki de aylar. O eve taşınması ise belki bir belki de iki gün. Yani önemli olan o uyum sürecini dikkatli ve iyi planlamaktır. Rektörlük bu en basit ama can alıcı noktayı atladı veya görmezden geldi. Uzun sürmesi ve ciddiyetle planlanması gereken süreç bir çırpıda bizlere danışılmadan bitirildi, kısa sürmesi gereken süreç de bu yüzden tam olarak ne zaman biteceği belli olmayan bir zamana yayıldı. 

Eğitim Görülen Binadan

BU: Rektörlüğünüz basın açıklamasında depreme karşı böyle bir uygulama yapıldığından bahsediyor. Siz depreme karşı dayanıksız olduğu raporunu gördünüz mü?


EU: Evet, bu konuda biz de gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Daha da önemlisi burada söz konusu olan bizim hayatlarımız. Emin olsunlar biz kendi canımızın güvenliğini onlardan daha çok düşünüyoruz fakat söz konusu raporların Şubat ayında çıktığını açıkladılar ve eğitim bu zamana kadar bu binada devam etti. Madem tehlikeliydi neden o zaman boşaltılmadı. 
Deprem ne zaman geleceğini haber vermiyor bizim bildiğimiz kadarıyla. Biz burada can güvenliğini tehlikeye attıklarını ve bunun bir sorumsuzluk örneği olduğunu düşünüyoruz. Bu zamana kadar söz konusu raporlara göre depreme dayanıksız bir yapıda bizi tutan da onlar. Raporun tam hâlini görmedik. 

DEÜ’nün kendi İnşaat fakültesinde hazırlanmış bir rapor var. Dolayısıyla biz bu raporlara da inanmadık. Üstelik yayınladıkları dört sayfalık rapor sadece sonuç kısmını içeriyor. Matematiksel verilerin olduğu bölüm kamuoyundan saklanmaya devam ediyor. Biz bağımsız bir kurumun bu deprem etüdleri yapmasını talep ediyoruz zaten.


Yapılan Rektörlük Binasından

BU: Bu konuda hangi girişimlerde bulundunuz, nasıl bir karşılık aldınız?

EU: Öğrenci olarak ne yapabilirsek onu yapmaya çalıştık. Anayasal haklarımız doğrultusunda hareket ettik. Kendi aramızda toplantılar aldık ve bir komisyon oluşturduk. Zaman zaman hocalarımızın fikirlerini aldık. Taleplerimizi bildiren bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Kamuoyu desteğini arkamıza aldık. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’e bir yazılı dilekçe sunduk. İşin ironik tarafı rektörlük belediyenin sunduğu iş birliğini kabul etmesine rağmen bizi tahliye etmekte kararlı olması. Burada bir art niyet görüyoruz. Hem bizim sayemizde bir destek ellerine geçti, hem de bunu bizim aleyhimize kullanma talihsizliğini gösterdiler. Üstelik 7 Temmuz’da bir açıklama yayınlayarak haksız olduklarını kabul eder argümanlarla üste çıkmaya çalışıp, bunu akademik olmayan ve özellikle vurgulamakta yarar var DEÜ’nün kimliğine yakışmayan, itibarına zarar veren bir üslupla yaptılar. Bu konuda gerçekten çok üzüldük. Biz yumuşak, uzlaşmacı bir dil ile yaklaştıkça, yöneticiler bize karşı şiddet içeren bir dil kullanmakta sakınca görmediler.

BU: Şu anda eğitim gördüğünüz binalarınızın yapısı ve taşınılmak istenilen Tınaz Tepe kampüsünün bina yapıları arasında fark var mı? 

EU: Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ait eğitim binalarının en gençlerinden birisi Güzel Sanatlar Fakültesi’dir. Hocalarımız özellikle açıklamalarında bunu dile getirmişlerdi; “70 yıllık rektörlük binasından, 60 yıllık Eğitim Fakültesi Binalarından, 50 yıllık İktisat Fakültesi binalarından ve bizimle aynı yerleşkede bulunan 35 yıllık Tıp Fakültesi Hastanesi binasından numune alınmamışken, 25 yıllık Güzel Sanatlar Fakültesi Binasından alınan numuneler ve rapor üzerinden bir tahliye süreci yürütülmesini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” Mevcut Güzel Sanatlar Fakültesi binamız ile bize geçici olarak taşınacağımız söylenen -ki geçiciliğine hiçbirimiz inanmıyoruz- binayı karşılaştıran fotoğrafları paylaştık. İsteyen bu fotoğraflara bakabilir, isteyen de iki binayı ziyaret ederek aradaki komik farkı görebilir.

Eğitim Görülen Binadan


Yapılan Rektörlük Binasından
BU: #meselebinadegilegitim diyorsunuz? Ne demek istiyorsunuz?

EU: Biz bu söylemi ortaya atarken ortak derdimize yoğunlaştık. Bu fakültede 11 Anasanat Dalı mevcut, diğer bölümlerle empati geliştirerek ihtiyaçlarımıza odaklandık. Hiç kimse yetenek sınavlarına hazırlanırken binasına göre karar vermez. Zaten özel yetenek sınavı ile alan sayılı Güzel Sanat kurumu var. 
Dokuz Eylül’ü tercih etmemizin sebebi köklü bir tarihi, güzel bir gelenek ruhu, iyi bir eğitim anlayışının olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; tiyatroya, sinema, dizi sektörüne en çok oyuncu/yönetmen yetiştirmiş eğitim kurumlarından birisidir. Devlet televizyonu olan ama yanlı bir tutum sergileyen TRT’nin en favori iki dizisinin baş rol oyuncu bile DEÜ GSF oyunculuk mezunudur. Senaryo ekipleri, özel tiyatrolar vs. örnekler çoğaltılabilir. Bu binadaki imkânlar olmasaydı bu denli iyi bir eğitim almak mümkün olmayacaktı. Biz de diyoruz ki; güzel sanatlar eğitimine uygun bir bina istiyoruz. 

Bizim derdimiz bina beğenmemek değil sadece işlevine uygun bina istememiz. Ameliyathanesi olmayan bir hastanede nasıl ameliyat olmazsa, havuzu olmayan yerde nasıl yüzme eğitimi verilemezse, güzel sanatlar eğitimine uygun atölyelerin, gereçlerin mevcut olmayacağı bir yerde sanat da yapılamaz. Gayet basit. Haftalardır bunu anlatmakta dilimizde tüy bitti. Üzücü yanı üniversite yönetimi bile bizim Tınaztepe’yi beğenmediğimiz algısını yaratmaya çalışması. Bu algıya kapılmış diğer fakültelerdeki arkadaşlara, derdimizi yılmadan, güzel bir dille açıkladık. Üstelik mevcut binamızı görmeleri için davet de ettik. Bunun üzerine bu algı üzerinden bir nefret ortamı yaratmak isteyenleri, bu algıya inananların mantıklı düşünmediklerini söylüyoruz.


BU: Bütün bölümler aynı fikirde misiniz?

EU: Tüm Güzel Sanatlar Fakültesi ve Konservatuvar birimleri olarak aynı fikirdeyiz.


0 yorum:

Yorum Gönder